zeytinyağlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zeytinyağlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Eylül 2008

Zeytinyağlı Kabaklı Pilav ve Bahçeden

Kabaklı Pilav:

Malzemeler:
4-6 kişilik
  • -1/2 çay bardağı zeytinyağı
  • -1 adet kuru soğan
  • -2 adet yeşil domates
  • -1/2 kg Girit kabağı
  • -1 ölçü pirinç
  • -2 ölçü su
  • -tuz karabiber
  • -derotu
Yapılış:
  1. 1. Kabakları 5 dakika kadar haşlayıp sudan çıkartın.
  2. 2. Soğanları küp küp doğrayıp zeytinyağında soteleyin
  3. 3. Pirinci ekleyip 2-3 dakika daha sotelemeye devam edin.
  4. 4. Bir parmak kalınlığında doğradığınız kabakları ekleyerek bir süre daha çevirin.
  5. 5. Kaynar suyu ekleyin.
  6. 6. Yeşil domatesleri ufak doğrayıp ilave edin, tuz ile tatlandırın.
  7. 7. Pilav pişirdiğiniz şekilde pişirin.
  8. 8. Demledikten sonra ince kıydığınız dereotunu ekleyip karıştırın.
  9. 9. Soğuduktan sonra taze karabiber ilave edip servis yapın.
Notlar ve püf noktaları:
  • -Kabaklı pilavı bir Girit yemeği olarak biliyorum. Ama emin değilim.
  • -Bu yemeği ılık ya da soğuk tüketin, sıcak değil.
  • -Ne kadar çok dereotu o kadar çok lezzet:)
  • -Dereotunu pişerken değil piştikten sonra ekleyin, yoksa eriyor ve bulamaç gibi birşey oluyor.
  • -Yeşil domates bulamazsanız asla kırmızı domates kullanmayın, yeşil domates ile -kırmızının lezzeti farklı. (Yeşil domatesi Eylül ayında pazarda rahatlıkla bulabilirsiniz, turşuluk olarak satılır)
  • -Mümkün olduğunca minik kabaklar kullanın. Lezzet o kadar artar.
Afiyet olsun.

Not: Bu yemektekilerin "bizim kabaklar" olduğunu ekleyerek, bahçeden haberlere geçeyim:)



En sevdiğim ay, Eylül; hasat zamanı. Bahçenin de en güzel ayı.
Bahçeden haberlere bir türlü fırsat gelmedi. Aslında beklediğim kadar keyifli ve verimli geçmedi bahçe bu sene.

Hasat!

Önceki yıllarda edindiğim hobby bahçeciliği tecrübeleri sayesinde, iki yıl boyunca aklınıza gelebilecek her türlü organik sebze ve ot çeşidini yetiştirip bol mahsul alınca, bu bahçeyi de kotarırım sanıştım. Bu ne yazık ki-pek çok değişik olumsuz faktörün bir araya gelişiyle- gerçekleşemedi. Umarım seneye sulama sistemini halledip, etrafı çitle çevirince, kendi bildiğim ve istediğim şekilde sebzelerimi yetiştirebilirim.
Bütün olumsuzluklara rağmen, tam benim istediğim şekilde olmasa da, bazı organik sebzeler yetiştirebildik yine de.



Ağaçlarımız ise bakımsızlık ve susuzluktan dolayı fazla verimli halde değillerdi. Yine de, 50 kadar vişne ağacımız vişneyle dolup taştığında (ki bu aşağı yukarı 1 ton ya da fazlası ediyor) bu kadar çok vişneyi nasıl toplayacağımız, nasıl depolayacağımız, ya da ne yapacağımız konusunda panik olduk. Çoğu vişnemiz ağaçta kurudu gitti. Hayatımda gördüğüm en iri ve lezzetli vişnelerdi.
Kirazlarımızı saksağanlar yedi!
Can eriklerini vaktinden önce toplamışız; heba oldu gitti:)
Neyse ki kayısıların hepsini toplayabildik, dağıtabildik.
Nektarinler bir türlü olmadı, hala bekliyoruz:)
Bir çok çeşit elmanın ne yazık ki hepsi kurtlu.
Ağaç bakmak zor işmiş!!
Armut ve ayvalar için beklemedeyiz. Mürdümler ve kırmızı erikler dolup taşıyor, akıbetleri vişnelerinki gibi olmasa:))


06 Ocak 2008

Cibes






Fazla söze gerek yok.
Tüm Ege otları gibi pişirilir. Tuz, sızma zeytinyağı ve limon üçlemesi ile tatlandırılarak, lezzeti damakta kalarak yenir.
Dileyen sarmısak da ekleyebilir. Sarmısağın, bu otların güzelim tadını bastırdığını, ve sarmısak katılan her otun "tek tip" tada büründüğünü, kişiliğini ve lezzetini kaybettiğini düşündüğümden ben sarmısak kullanmam da, önermem de.

Ot meraklıları Cibes'i iyi bilir. Yeni tanışacaklara da biraz anlatalım:

Lahana ve karnabahar kelle olup kesildikten sonra gövde uzamaya devam eder ve yanlarından yeni küçük filizler çıkar. Bu filizlere Cibes denir.
İçerdiği vitaminler (A, B, C) ve minerallerce (Ca, Fe) birlikte degerlendirilince beslenmedeki degerleri bakımından, ıspanaktan bile önde geldiği söylenir.
Tadanlar, izlenimlerini şöyle anlatıyor.
Büyük marketlerin sebze reyonlarında Erüst Tarım markası ile paketlenmiş olarak bulabilirsiniz.
Afiyet olsun..

23 Aralık 2007

Biberli Radika





Ege otları içerisinde en bilineni herhalde radikadır. Radikayı duymadıysanız bile Hindibayı duymuşsunuzdur. Hindiba, radikanın tarımla yetiştirileniymiş. Radika ise yabani olanı.
Benim en kolay bulabildiğim ot radika. Üstelik şimdi Erüst sayesinde Migros raflarında sürekli bulunuyor.
Radika salatalarda çiğ olarak yenebileceği gibi, en çok haşlama salatası tercih ediliyor.


Radikayı bu güne kadar hep haşlayıp, zeytinyağı, tuz ve limonla hazırlardım. Fakat bu kitaptaki bu tarifi deneyince çok daha güzel bir lezzetle buluşmanın keyfini yaşadım.
Tarif burada, püf noktaları aşağıda..

Kırmızı Biber ve Kırmızı Soğanlı Radika Salatası

Malzemeler:
  • 1kg civarı Radika
  • 2 adet kırmız soğan
  • 3 adet kırmızı tatlı biber
  • 1 diş sarmısak
  • zeytinyağı
  • tuz
  • limon
Yapılışı
  • Radikalar sapları hafif yumuşayıncaya kadar kaynatılır.
  • Suyu süzülerek yayvan bir kaseye alınır.
  • Biberler ateşte közlenerek kabukları çıkartılır, dilimlenir
  • Soğanlar incecik dilimlenir ve tuzla ovulurak sıkılır, su altında tuzu akıtılır.
  • Biber ve soğanlar radikaların üzerine yerleştirilir.
  • Dövülmüş sarmısak, limonsuyu, tuz ve zeytinyağı karıştırılarak sos hazırlanır ve salatanın üzerine bolca gezdirirlir.
  • Afiyet olsun.

Notlar:

  • Girit mutfağında, otlar haşlanırken renginin kararması istenmez. Dolayısıyla otlar gereğinden fazla kaynatılıp rengi karartılmaz. (Bu otlardaki besin değerinin korunması açısından da oldukça faydalı bir yöntem) Bu yüzden saplar hafif yumuşayınca pişme tamam demektir.
  • Pişme sırasında tencerenin kapağını kapatmazsanız rengi daha iyi koruyabilirsiniz.
  • Ayrıca yine Girit mutfağında otlar haşlanırken bütün olarak pişirilir, kesilmez. (yukarıdaki sebep yine geçerli sanırım)
  • Ot salatalarının sosunu mutlaka otlar henüz sıcakken dökün. Lezzeti arttıracaktır.

29 Mayıs 2007

Enginar üzeri fava- bezelyeli



Enginar mevsimi geçmeden tazelerini tüketmek lazım. Bir süre sonra buzluk için stoklar başlayacak.
Favalı enginar, çok sevdiğim ve sık yaptığım bir tarif. Bu sefer "bu da benden olsun" diye bezelyeli bir dokunuş ilave ettim:) Bir enginar tarifimiz daha oldu gibime geldi. Ne kadar farklı tarif olursa, o kadar çok yeme şansı olur hissi var bende:) (Bu aralar "Yemek etkinlikleri"nde keşke enginar olsa, kimbilir ne güzel tarifler gelirdi)

Not: Ben bu postu hazırladığımda, sevgili Münevver in de aynı tarifi yapıp yayınladığını gördüm. Açıkça itiraf ediyorum; ben onun sunumunu ve tarifini daha çok beğendim. Çünkü favayı taze bakladan hazırlamış ve sıkma torbasına doldurup şekil vermişti. Birdahaki sefere ben de taze bakla kullanacağım.

Favalı , Bezelyeli Enginar
Malzemeler
6 kişi için
  • 6 adet Enginar (ayıklanmış temizlenmiş)
  • 1 adet soğan
  • 1/2 kg bezelye (tane-ayıklanmış)
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • tuz
  • 4 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
  • 1 bardak sıcak su
fava için:
  • 250 gr kuru bakla (1 gece önceden ıslatılmış)
  • 2 ortaboy kuru soğan
  • 2-3 diş sarmısak
  • 2 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
  • 1tatlı kaşığı şeker
  • 1 çay kaşığı tuz
  • dereotu
Yapılışı
İnce kıydığınız soğanları zeytinyağında hafifçe çevirdikten sonra bezelyeleri ilave edin.
Tuz ve şekeri ekleyin, karıştırın.
Üzerine enginarları dizin, sıcak su ilave edip kapağını kapatın. (Düdüklü tencerede pişirmenizi tavsiye ederim, süre 15 dakika. Eğer normal tencerede pişiriyorsanız süreyi ve suyu sürekli kontrol edin)
Bu arada, 1 gece önceden ıslattığınız baklaları üzerini 1 parmak geçecek kadar su ilave ederek başka bir tencereye alın. Dörde kestiğiniz soğanları, tuzu, şekeri, zeytinyağını ve sarmısağı ekleyerek pişirmeye başlayın. Kaynayınca altını kısın. Baklalar iyice pişip dağılana kadar kısık ateşte pişirin. (yaklaşık 30 daika)
Baklalar püre haline geldiğinde, el blenderı yardımı ile bütün malzemeleri iyice ezin. İnce kıyılmış dereotu ilave edin
Önceden ıslattığınız minik cam kaselere bölüştürüp, soğumasını bekleyin.
Bu sırada, pişmiş enginarları genişce bir tabağa alın. Soğumuş ve katılaşmış favaları, kaselerini ters çevirerek enginarların üzerine yerleştirin. (Doğrusu bu konuda ben çok başarılı olamadım)
Bezelyeleri de kaşıkla favanın üzerine yerleştirin. Dereotu ile servis yapın.
Afiyet olsun.

Not: Yukarıda verdiğim miktarlarla oldukça fazla fava çıkıyor. Enginarda kullanmadığınız kısmı, ıslatılmış büyük bir cam kaseye dökerek sadece fava halinde de servis yapabilirsiniz.

Geçtiğimiz hafta sonu Akçakoca ve civarına bir kaçamak yaptık. Bu resmi orada çektim. Bir evin bahçesi enginar tarlası haline getirilmişti. Hayatımda ilk defa enginarın tamamını ve topraktaki halini gördüm. Öyle heybetli bir bitki ki, neredeyse arabadan inip önünde selam durmak geldi içimden:)) Çok güldüm halime sonradan..

13 Nisan 2007

Giritli Çipohorta

LÜTFEN DİKKAT:
Acemi aşçı'ya ait bu yazı ve resimler, pek çok internet forumunda, izin alınmadan ve link verilmeden kullanılmıştır.
Lütfen kullanmak istediğiniz zaman izin isteyin ya da link vermeyi unutmayın

Çipohorta tarifi yayınlayacağıma söz vermiştim.
Ben hala yapamadım ama annem yapmış, hemen fotoğrafladım tabii.

Önce bu yemeği biraz anlatayım isterseniz:

Çipohorta "Bahçe otu" demekmiş.
Bana anlatılanlardan bildiğim kadarıyla, hiç bir otun ziyan olmasına dayanamayan Giritliler bu yemeği daha çok bahçe temizliğinden (budamalar ve yabani otların temizliği) sonra yaparlarmış.

Bu bilgilerin ışığında, güzelim domates filizlerinin kopartılıp yemeğe konmasına bir türlü anlam veremezdim, ta ki bir 'hobby bahçe'm oluncaya kadar.
Orada yer, gök dev gibi domates bitkisi dolup da, hiç çiçek açmayınca derhal amazondan kitaplar getirtildi, okundu, öğrenildi...
Kitaplar diyordu ki: "Bitki belli bir boya erişince, besinin ve büyümenin çiçeklere gitmesi için, çoğalan yeni filizleri, sürgün yerinden kopartın.." Bahçemi temizledikten sonra elimde kalan birsürü ota baka baka anladım eski Giritlileri..
Giritli kıyar mı bu filizlere?
Hayır.
Ne yapar?
Yemeğe koyar.
Güzel olur mu?
Olur. Yemeğe verdiği o ferahlık hissi, anlatılamaz..
E domates filizi bulamayan biz şehirli garibanlar ne yapar??
Taze domates saplarını yemeğe koyar, pişince çıkartır.. Tadı aynı olmaz ama, idare eder.

Başka tariflerde başka otların kullanıldığını da okudum. Belki mevsime göre değişiyor olabilir. Ama bizim ailedeki versiyonu aşağıdaki şekilde:

Bu arada ilginç birşey buldum: Bu linkte Noni nin, yani annemin tahminen 1995 yılında internetteki mutfak köşesi bulunuyor. Yani daha ortada bizim bloglar falan yokken annem internetten yemek tarifi yayınlardı. Çipohortayı da oradan aldım zaten:)

Çipohorta

malzemeler:
6 kişi için

  • 2 adet kuru soğan
  • 3 diş sarımsak
  • l adet havuç
  • l adet kabak
  • l adet patates
  • 2 demet maydanoz
  • 2 demet dereotu
  • 1/2 demet taze soğan
  • l demet ıspanak veya
  • l demet semizotu
  • 5-6 adet domates filizi
  • 4-5 adet kabak çiçeği
  • 1/2 bardak zeytinyağı
  • tuz
  • 3 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1/2 limonun suyu

Yapılışı:

Piyazlık doğranmış soğanlar ve sarımsaklar yağda hafif kavrulur. Küp şeklinde kesilmiş
havuç, kabak, patates ilave edilir on dakika kısık ateşte pişirilir.

Diğer malzemeler ilave edilir, En üste kabak çiçekleri konur.

20 dakika daha pişirilip soğuk olarak servis yapılır.

Afiyet olsun.

11 Mart 2007

Tahinli Girit Dolması-Ve Süper bir Video!

LÜTFEN DİKKAT:
Acemi aşçı'ya ait bu yazı ve resimler, pek çok internet forumunda, izin alınmadan ve link verilmeden kullanılmıştır.
Lütfen kullanmak istediğiniz zaman izin isteyin ya da link vermeyi unutmayın


Cevap geliyor:
Sağda görülen, bildiğiniz zeytinyağlı yaprak sarması olup, Anadolu nun heryerinde üç aşağı beş yukarı aynı tariflere göre yapılır.
Bazı yörelerde incesi, bazı yörelerde dolgunu makbuldür.
En Batıdan başladığımızda, içi baharatlı ve bol otlu tercih edilirken, orta Anadoluya ve Doğusuna geçerken, malzemeler iyice azalır, ekşisi artar, sadece kuşuzümü ve fıstık, hatta sadece kuşüzümü olarak değişkenlik gösterir.
Ama temel malzemeler: Zeytin yağı, asma yaprağı, pirinç, dolmalık fıstık, kuşüzümü, tarçın,maydanoz, dereotu, nane, soğandır.

Solda görülene gelince; O bir Girit dolmasıdır.
Diğeriyle tek ortak noktası sanırım salamura yaprağı ve pirincidir.
Tadı çok farklıdır ve güzel yapıldığında ,yiyene "böyle bir lezzet yok!" dedirtir.

Bu yemeği ben ailede hiç yemedim. Bizimkiler bilmiyorlar. (Belki de tek tek sarmaya üşenip pek yapmadılar:)) Tarifi bir yemek dergisinde görmüştüm. Uygulayınca favori yemeklerimden oldu.
Birbiriyle bu kadar alakasız gibi görünen tatlar bir araya geldiğinde öylesine bir lezzet çıkıyor ki ortaya: İnanılmaz...İnsanda alışkanlık yapabilir dikkat edin:)

Malzemeler:
6-8 kişi için

  • 300 gr salamura asma yaprağı
  • 1/2 demet maydanoz
  • 2 soğan
  • 1 çorba kaşığı kıyılmış taze nane
  • 2 adet ufak kabak
  • 2 adet domates
  • 1 tatlı kaşığı kuru kekik
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1/2 su bardağı tahin
  • 1,5 su bardağı pirinç
  • 2 patates
  • 1/2 çay bardağı sızma zeytinyağı
Yapılışı:

Küp küp doğradığınız soğanları 2 kaşık zeytinyağı ile orta ateşte şeffaflaştırın. Sonra ocağın altını kapatabilirsiniz.

Kabakları temizleyip rendeleyin.

Domateslerin kabuklarını ve çekirdeklerini temizleyip çok küçük küpler halinde doğrayın.

Kabak, domates,kıyılmış nane, maydanoz, soğan, kekik, kimyon, karabiber, pirinç ve tahini kavrulmuş soğanlara ekleyerek iyice karıştırın.

Asma yapraklarını sıcak su dolu bir kabın içerisinde 15 dakika bekletip sonra iyice yıkayın.

Yaprakların içine hazırladığınız dolma içini paylaştırıp sarın.

Patatesleri soyun,yarım santim kalınlığında dilimleyerek çelik bir tencerenin dibine dizin.

Üzerine dolmaları dizin. Bir buçuk bardak su ve kalan zeytinyağını ekleyin

Dolmaların üzerini bir tabakla kapatıp 25 dakika kısık ateşte pişirin.

Soğutup servis yapın.

Afiyet olsun.

Not: Renginin diğerine göre daha koyu olmasının sebebi, içerisinde limon olmayışı ve de tahindir, yani yemek bir beceriksizlik sonucu yakılmamıştır:))..

Not 2: Ankara da, Balgat 100.Yıl pazarında (Perşembe ve Pazar günleri kurulur) peynirci Hacer hanımı bulun. (bazen kendi olmuyor ama, bütün aile tezgahtalar) İnanılmaz güzel, incecik salamura yaprakları var. Ayrıca, hayatınızda yiyebileceğiniz en lezzetli tam tuzsuz lor peyniri de yine oradadır. Böyle bir adresi bulduğunuza pişman olmayacaksınız.
Bir de harika video paylaşmak istiyorum sizlerle. Birdahaki postaya koyayım dedim ama dayanamadım, öyle güzel ki..


15 Aralık 2006

Yemek etkinliği #17- Kabakgiller

LÜTFEN DİKKAT:
Acemi aşçı'ya ait bu yazı ve resimler, pek çok internet forumunda, izin alınmadan ve link verilmeden kullanılmıştır.
Lütfen kullanmak istediğiniz zaman izin isteyin ya da link vermeyi unutmayın

Kabağın En Çiçek Hali:

Bu yemek etkinliklerine benim ilk katılışım. Hoşuma gitti doğrusu, şimdi ne güzel bir sürü kabak tarifi olacak elimizde. Etkinliğin ev sahibi Marifet Teyze Vildan a teşekkürler.

Kabak Çiçeği Dolması


İçindekiler (10-12 adet dolma için):

. 1 paket kabak çiçeği (içinden 10-12 adet çıkıyor)
. 1 adet kuru soğan
. 1 küçük kabak
. 10 çorba kaşığı pirinç (her çiçek için 1 çorba kaşığı)
. 2 çorba kaşığı zeytinyağı
. 1 çorba kaşığı kuş üzümü
. 10-12 dal taze nane
. 5-6 sap dereotu
. 1 adet kesme şeker
. 1 çay kaşığı tarçın
. ½ çay kaşığı yenibahar
. tuz
. süslemek için limon dilimleri


Yapılışı:

Kabak çiçeklerini tek tek içi soğuk su dolu bir kaba ters tutarak batırın ve sallayarak yıkayın. Çok narin oldukları için hemen zedelenebilirler. Telin üzerinde kurumaya bırakın.

Dolma içi hazırlamak için, soğanı küçük küpler halinde doğrayın ve zeytinyağında şeffaflaşana kadar kavurun:Şeker ekleyin.
Yine çok küçük küpler halinde doğradığınız kabakları da ekleyerek biraz daha pişirin.
Pirinçleri, incecik kıydığınız dereotu ve naneyi, kuşüzümünü,tuz ve baharatları da ilave edip karıştırın.
Üzerini azıcık geçecek kadar kaynar su ekleyin ve kapağını kapatıp pişmeye bırakın. Suyunu çekince altını kapatıp soğumaya bırakın.
Suları süzülmüş kabak çiçeklerini avucunuzda tutarak tepesinden yavaşça yapraklarını aralayın. Bir çay kaşığı yardımıyla içlerini yavaşça doldurun. Çiçeklerin uç kısımlarını birbirinin üzerine kapatın.
Dolmaları küçük bir tencereye yerleştirin. Üzerine bir iki kaşık zeytinyağı ve ½ su bardağı su ilave ederek ağzı kapalı pişmeye bırakın. 15 dakika sonra kontrol edin. (çiçeklerin sapları yumuşamışsa pişmiş demektir.)
Limon dilimleri ile süsleyerek servis yapın.

Not: "Bu deli , bu mevsimde kabak çiçeklerini nereden buldu" diye düşüneceksiniz biliyorum, Real de paketler halinde satılıyor. Ertüst Tarım ürünü :)
Ayrıca, bu dolmayı kanımca "çok değerli " kılan, doldurma aşamasını her iki elim de dolu olduğu için fotoğraflayamadım özür dilerim..

“Her hakkı bloglararası Kabak Tadı projesine aittir. Bu yazı ile ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.”

12 Kasım 2006

Zeytinyağlı Brüksel Lahanası


Brüksel lahanasını zeytinyağ limonla haşlama, garnitür olarak pişirme ve graten dışında pişirmeyi şeklini bilmiyordum. Bu şekline bir açıkbüfede denk geldim.
Tıpkı zeytinyağlı fasülye gibi pişirilmişti. Evde denedim; evet yanılmamışım tadı aynı oldu. Üstelik çok kısa zamanda hazırlanabilen bir yemek, vede zeytinyağlı vede sağlıklı. Brüksel lahanasının tadı ve kokusundan hoşlanmayanların bile sevebileceğini düşünüyorum, çünkü gerçekten o koku kayboluyor.
Bildiğiniz zeytinyağlı fasülyeyi nasıl pişiriyorsanız bunu da öyle pişirin. Ben kendi yöntemimle tarifini yazıyorum yine de .

Zeytinyağlı Brüksel Lahanası

4 kişilik Hazırlama süresi 15 dk. Pişme süresi 15 dk
  • 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 3 adet kesme şeker
  • 1 kuru soğan
  • 2 diş sarmısak
  • 1 paket brüksel lahanası
  • 2 domates
  • 1/2 su bardağı su
  • tuz

Zeytinyağını kızdırıp şekerleri atın(böyle yapmayı bir yemek dergisinin püf noktalarında öğrenmiştim, daha lezzetli olduğunu düşünüyorum)

Sarmısakları ilave edip biraz kavurun.

Soğanları ekleyerek şeffaflaşıncaya kadar kavurmaya devam edin.

Sapları ayıklanmış ve yıkanmış brüksel lahanalarını ilave edin.

Küp küp doğranmış domatesleri ve tuzu ekleyin.

Kaynar suyu da ilave ederek düdüklü tencerede 15 dakika pişirin.

(Düdüklü tencere kullanmayacaksanız 1-1,5 bardak su koyun, lahanalar yumuşayıncaya kadar, yaklaşık 30-40 dakika pişirin.)

20 Ekim 2006

Portakallı Kereviz



Dolapta bir yığın kereviz görünce ne yapacağımı bilemedim. Benden başka pek seven yok ya kerevizi. Bunu ne şekle soksam da millete yedirsem derken annemi aradım ve portakallı kereviz tarifini aldım. Sanırım Mimi'de yer, ekşi şeyleri seviyor. Ama annemin kereviz sunuş önerisindeki dehaya hayran kaldım. Malum serde tasarımcılık var ya, illa ve mutlaka göze de hitap edecek. Eğer o yapsaydı eminim daha güzel olacaktı, acemi aşçıdan ancak bu kadar.



(Bu arada siteme yapışan pop-up reklam problemini çözmüş bulunmaktayım. Uzun bir süredir birde böyle bir sorunla karşı karşıyaydım. Sağolasın acemi blogcu.)




Portakallı Kereviz
  • 3 adet portakal

  • 3 adet kereviz

  • 2 adet kuru soğan

  • 1 limon

  • 1/2 paket misket havuç (migros sebze bölümünde poşetler halinde satılıyor)

  • 4-5 yemek kaşığı zeytinyağı

  • 1 çorba kaşığı toz şeker

  • tuz

Soğanları halka halka doğrayın ve zeytinyağında pembeleşinceye kadar kavurun.

Şeker ekleyin.

Kerevizleri soyun, limonun yarısı ile kararmaması için hemen ovun.

Ananas dilimleri şeklinde doğrayın, ortasındaki kısmı kabak oyacağı ile çıkartın.

Soğanlarla ekleyin.

Misket havuçları da (tercihen önceden biraz haşladıktan sonra) kerevizlere ekleyin.

Portakalların suyunu sıkıp, ve kalan yarım limonun suyunu da ilave edin, tuzunu da koyduktan sonra kapağını sıkıca kapatıp, hiç açmadan 30-45 dakika suyunu çekene kadar pişirin.

Bu kadar kolay:)

04 Ekim 2006

Enginarlı Pilav

LÜTFEN DİKKAT:
Acemi aşçı'ya ait bu yazı ve resimler, pek çok internet forumunda, izin alınmadan ve link verilmeden kullanılmıştır.
Lütfen kullanmak istediğiniz zaman izin isteyin ya da link vermeyi
unutmayın


Önceki mailimde bahsetmiştim, ailenin Girit kolu annemden. Annem çok güzel yemek yapar, özellikle de zeytinyağlıları ve ayıklaması çok zahmet isteyen ot yemeklerini. Dün telefon etti "enginarlı pilav yaptım gel" dedi. Koşa koşa gittim, bir de ne göreyim tablo gibi bir yemek.. Kaptım cep telefonunu , çektim resmini, aldım tarifini. ( Bu arada, şu ana kadar resimleri cep telefonuyla çektiğimi itairaf ediyorum.Dün itibarıyla yeni bir digital fotoğraf makinası alınmış olup, burası daha kaliteli resimlerle süslenecektir)




Enginarlı Pilav


· 8 donmuş enginar
· 200 gr misket havuç (migroslarda bulunuyor)
· 1 çay bardağı sızma zeytinyağ
· 1 orta boy kuru soğan
· 6 sap taze soğan
· 1 diş sarmısak (varsa 1 sap taze sarmısak daha iyi olur)
· 1 ölçü pirinç (1 su bardağı)
· 2 ölçü su (2 su bardağı)
· 3 çay kaşığı toz şeker
· Tuz
· Kuru nane
· Taze dereotu (süslemek için)

Donmuş enginarlar ve havuçlar düdüklü tencerede 15 dakika pişirilir,
Sarmısak ve kurusoğan zeytinyağında iyice kavrulur,
Pirinç ayıklanıp yıkanıp süzüldükten sonra, soğanlara eklenerek bir süre daha kavrulur, taze soğanlar ilave edilir.
Kalıp olarak kullanabileceğiniz derin bir teflon tencere yağlanır.
Pişmiş enginar ve havuçlar tencerenin dibine şekil verilerek dizilir.
Soğanla kavrula pirinçler, kuru nane ile karıştırıldıktan sonra enginarların üzerine boşaltılır. Üzerine tuz şeker ve sıcak su ilave edilir. (Enginarların bozulmaması için suyu yavaşca boşaltın)
Ort ateşte kaynadıktan sonra altı kısılarak 15 dakika pişirilir.
Soğuduktan sonra servis tabağına ters çevrilir. Üzerine, kıyılmış dereotu ile servis yapılır.