Malzemeler:
4-6 kişilik
- -1/2 çay bardağı zeytinyağı
- -1 adet kuru soğan
- -2 adet yeşil domates
- -1/2 kg Girit kabağı
- -1 ölçü pirinç
- -2 ölçü su
- -tuz karabiber
- -derotu
- 1. Kabakları 5 dakika kadar haşlayıp sudan çıkartın.
- 2. Soğanları küp küp doğrayıp zeytinyağında soteleyin
- 3. Pirinci ekleyip 2-3 dakika daha sotelemeye devam edin.
- 4. Bir parmak kalınlığında doğradığınız kabakları ekleyerek bir süre daha çevirin.
- 5. Kaynar suyu ekleyin.
- 6. Yeşil domatesleri ufak doğrayıp ilave edin, tuz ile tatlandırın.
- 7. Pilav pişirdiğiniz şekilde pişirin.
- 8. Demledikten sonra ince kıydığınız dereotunu ekleyip karıştırın.
- 9. Soğuduktan sonra taze karabiber ilave edip servis yapın.
- -Kabaklı pilavı bir Girit yemeği olarak biliyorum. Ama emin değilim.
- -Bu yemeği ılık ya da soğuk tüketin, sıcak değil.
- -Ne kadar çok dereotu o kadar çok lezzet:)
- -Dereotunu pişerken değil piştikten sonra ekleyin, yoksa eriyor ve bulamaç gibi birşey oluyor.
- -Yeşil domates bulamazsanız asla kırmızı domates kullanmayın, yeşil domates ile -kırmızının lezzeti farklı. (Yeşil domatesi Eylül ayında pazarda rahatlıkla bulabilirsiniz, turşuluk olarak satılır)
- -Mümkün olduğunca minik kabaklar kullanın. Lezzet o kadar artar.
Not: Bu yemektekilerin "bizim kabaklar" olduğunu ekleyerek, bahçeden haberlere geçeyim:)

Bahçeden haberlere bir türlü fırsat gelmedi. Aslında beklediğim kadar keyifli ve verimli geçmedi bahçe bu sene.
Önceki yıllarda edindiğim hobby bahçeciliği tecrübeleri sayesinde, iki yıl boyunca aklınıza gelebilecek her türlü organik sebze ve ot çeşidini yetiştirip bol mahsul alınca, bu bahçeyi de kotarırım sanıştım. Bu ne yazık ki-pek çok değişik olumsuz faktörün bir araya gelişiyle- gerçekleşemedi. Umarım seneye sulama sistemini halledip, etrafı çitle çevirince, kendi bildiğim ve istediğim şekilde sebzelerimi yetiştirebilirim.
Bütün olumsuzluklara rağmen, tam benim istediğim şekilde olmasa da, bazı organik sebzeler yetiştirebildik yine de.
Ağaçlarımız ise bakımsızlık ve susuzluktan dolayı fazla verimli halde değillerdi. Yine de, 50 kadar vişne ağacımız vişneyle dolup taştığında (ki bu aşağı yukarı 1 ton ya da fazlası ediyor) bu kadar çok vişneyi nasıl toplayacağımız, nasıl depolayacağımız, ya da ne yapacağımız konusunda panik olduk. Çoğu vişnemiz ağaçta kurudu gitti. Hayatımda gördüğüm en iri ve lezzetli vişnelerdi.
Kirazlarımızı saksağanlar yedi!
Can eriklerini vaktinden önce toplamışız; heba oldu gitti:)
Neyse ki kayısıların hepsini toplayabildik, dağıtabildik.
Nektarinler bir türlü olmadı, hala bekliyoruz:)
Bir çok çeşit elmanın ne yazık ki hepsi kurtlu.
Ağaç bakmak zor işmiş!!
Armut ve ayvalar için beklemedeyiz. Mürdümler ve kırmızı erikler dolup taşıyor, akıbetleri vişnelerinki gibi olmasa:))












