11 Şubat 2008
Bir ve SON mim daha
Demek ki bir Mim oyunum daha var.
İlk bölümünü görmemezlikten geldim. Bana göre değil, uzun:) Ben ikinci kısmını cevaplayım en iyisi.
"Olsam" demiş Defne...
Ben de diyorum ki:
Yiyecek olsam: Çilek
Müzik aleti olsam: Viyolonsel
Mevsim olsam: Sonbahar
Kıyafet olsam: Calvin Klein in herhangi bir parçası
Ayakkabı olsam: siyah süet yüksek topuklu bir ayakkabı
olurdum herhalde...
Teşekkürler Defne:)
08 Şubat 2008
Yine Mim ler

Biliyorum, hiç adil değil; Mim oyunlarını okumayı sevsem de, kendim cevaplamayı pek sevmiyorum. Hele de uzun uzun cevaplanması gerekenleri.
Arkadaşlarım bunu biliyorlar. Bu yüzden sevgili Deniz beni oyuna davet etmeden önce telefonla arayıp, "İnsanı kendiyle yüzleştiren, çok keyifli bir oyun var. Katılmak ister misin?" diyerek konuyu anlattı. Nefesimi kesebilecek şeyleri kafamda düşünmek, bulmak fikri bile çok hoşuma gitti, hemen kabul ettim. Tabi bunları yazıya dökmek, düşünmek kadar kolay ve çabuk olmadı. (Bu yüzden Deniz den özür dilerim)
Oyunun çıkış noktası burada.
İşte, kendi iç dünyama yaptığım yolculuk sırasında topladığım nefes kesen anlar:
1. Bölüm “bakalım kaç tanesi gerçek olacak”
- Simin'in sağlıkla büyüyüp, kendi seçtiği okulundan mezun olup, istediği mesleğe adım attığı ilk günü görmek,
- Ülkemde, insan ilişkilerinin, nezaketin, saygının, görgü ve tevazunun -söylerken bile utanıyorum ama- 35 yıl önceki haline geri dönebildiğini görebilmek,
- Kızımın çağdaş Türkiye'de çağdaş bir kadın olarak özgürce yaşayacağını bilmek, bu konudaki bütün endişelerimden sıyrılabilmek,
- Tekrar 38 beden giyebileceğim gün:)
- Bütün insanlığın çevre konusunda bilinç kazanıp, küresel ısınmayı geri döndürmeyi başarabildiğimiz gün,
- Ankara'da araba kullanmak zorunda kalmayıp, heryere metroyla ulaşabildiğim gün,
Bakalım görecek miyim?
2. Bölüm "Hemen yapabileceğim halde yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim."
- Resim yapmaya başlamak,
- Profesyonelce photoshop kullanabilmek,
- Yeni bir iş için beyin fırtınası yapmak,
- Okunmayı bekleyen sıradaki kitaplar,
- Blogu daha sık güncellemek,
- Eskisi gibi gümüş-döküm takı tasarımı yapmak,
- Yüksek sesle rock dinlemek
- Sık sık tiyatroya gitmek,
- Evde parti vermek
3.Bölüm "Bir daha dünyaya gelme şansım olsaydı yapacaklarım...
Ben bu bölümü; "bir daha dünyaya gelsem asla yapmayacaklarım" olarak değiştiriyor ve bu konudaki iç hesaplaşmalarımı da elbette içimden yapıyorum:)
Teşekkürler Deniz.....
10 Aralık 2007
Limonlar ve Blog oyunları

Bir süredir internette geçirdiğim zaman oldukça azaldı. Yine de, buradaki tüm dostlarımı hiç aksatmadan izleyemeye çalışıyorum. Her birimiz aileden gibi olduk. Haberlerinizi alamadıkça eksikliğini duyuyorum.
Eskisi kadar sık yorum yazamasam da, bilin ki her yazdığınızı okumaya, güzel tarifleri işaretlemeye devam ediyorum.
Zaman kısıtlı olunca, daha önce haberdar olmadığım blogları keşfetmeye, yeni arkadaşlar kazanmaya da pek fırsat olmuyor.
Ancak şans benden yana olsa gerek, bu dar vakitte bile harika bir blogla karşılaştım:
Mavi Limon

Muhtemelen çoğunuz onu tanıyordur. Ama siz de benim gibi gezi yazılarından hoşlanıyor ve henüz Mavi Limon'dan haberdar değilseniz, sevgili Ayşegül ile mutlaka tanışın derim.
Ayşegül, gezdiği ülkeleri, şehirleri, harika bir kalemle, düzgün ve akıcı bir Türkçeyle anlatırken, muhteşem fotoğraflarla süslüyor. Onunla birlikte geziyorsunuz sanki. Gezdiği yerlerse, en az anlattıkları kadar ilginç...
Ben en baştan başladım okumaya. Onun bundan haberi yok ama, her satırını büyük bir keyifle okumaya devam ediyorum hala:)

Gelelim blog oyunlarına.
Bu seferki mim sevgili FİG den geldi. Kısaca cevaplıyorum hemen.
Ben Küçükken…. Dünya şimdikinden daha güzeldi. (Ya da şimdi bana öyle geliyor.)
Aslında Ben… Yine resim yapmak istiyorum
İlk kopyam... Derslerim iyiydi, kopyayı veren olurdum genellikle. Ancak üniversitede, Statik dersinde ilk kopyamı çekmiştim (Endüstriyel tasarımda statik dersinin ne işi varsa!!)
En Saçma Huyum... Saymakla bitmez.
Cep Telefonum… Nokia nın bir türü... Alırken: "Kızımın sesini kaydedip, zilsesi yapacağım birşey istiyorum" demiştim. Telefonum hala " Aaaeenneeiii tilefön caliööö" diyen 1,5 yaşındaki Mimi sesi ile çalar.
Aşk Bence...İnsanın önce ayaklarını yerden keser, sonra poposunun üzerine oturtur:)
En Sevdiğim Bloglar...Bu soruyu yanıtlayan oldu mu gerçekten?
Bloglardan ziyade, blogları yazanların kalbimde taht kurduğunu belirtmeliyim.
Çok sevdiğim ve değer verdiğim bu yazarlar arasından Münevver- (Nane ve Limon) çok özel bir yere sahiptir benim için. Çünkü blog yazarları arasından ilk arkadaşımdır.
Münevver'i tanıdıkça, ne kadar zarif, ne kadar saygı, sevgi ve inceliklerle dolu, ne kadar yumuşak ve ne kadar tevazu sahibi bir insan olduğunu bilmem fark edemeyeniniz oldu mu?
Münevver ve ardından tanıdığım tüm blog arkadaşlarımı çok seviyorum.
19 Eylül 2007
Oyunlar
Sezon açıldı:)
Blog oyunları başladı. Her zamanki gibi, sobeleri cevaplamakta geç kalıyorum. Bu yüzden de, beni "sevdiğiniz 3 şey" oyununa davet eden sevgili Papatya'ya teşekkürümden önce bir özür borçluyum.
Ben de herkes gibi, sevdiğim şeyleri 3 adetle sınırlamanın mümkün olamayacağını söyleyerek başlamak istiyorum. Kızım, ailem ve dostlarımı liste dışı tutuyorum, yoksa onların sevgisi bütün listeyi kaplar.
Bu açıklamalardan sonra listemi yapabilirim artık:)
1. Su:
Benim listem su ile başlar. Suyun her halini, sudaki her halimi severim. Banyo yapmayı, denizde/havuzda yüzmeyi, yağmurda yürümeyi, buz gibi soğuk su içmeyi, akvaryuma bakmayı, akarsuları, gölleri, yağmuru ama en çok da DENİZİ.
Denizdeki herşeyi severim. Denizin içinden olan ya da, içinde Deniz olan, (Bir tek bir manken ve bir de siyasetçi var istisna olarak).
Su ve Deniz bana kendimi en dingin, en özgür, en mutlu ve en huzurlu hissettiren şeydir. En sevdiğimdir.
2. Doğa:
Toprağın üzerindeki herşeyi severim. Onunla büyüyen, onun hayat verdiği herşeyi. Doğadaki kokuları severim. Doğada olan, doğal olan herşeyi severim. Hayvanları severim. İnsanın da en çok doğalını severim.
3. Sanat:
Düşüncenin en özgür ifade biçimini severim. Edebiyatı, resmi, müziği, baleyi, tiyatroyu en çok severim. İyi oyunculukların sergilendiği oyunları-filmleri-(az da olsa) dizileri izlemeye doyamam. Renklerin ahenginde büyülenirim. Usta bir kalemin yazdıklarını okurken yutmak, içime çekmek isterim, nefesim duracak gibi hissederim. Gerçek sanatçıları severim. Sanatı öğrenmeyi severim. Sanat tarihini severim.
Bir de çok alakasız olacak ama; kahveyi çok severim:)
İkinci sobe sevgili Devletşah'dan geldi. "Mutluluğun resmi":
Belki çok klişe olacak ama bu benim için en kolay şey:) Mimi nin herhangi bir resmini koyabilirim. Çünkü benim için durum gerçekten de böyle.. Ama benim için mutluluğun en güzel resmi sevgili Deniz'in Mimi ye doğum günü hediyesi olan bu resimdir.

11 Nisan 2007
Yeni Sobe Oyunu: 3x3
Bu seferki oyunun kuralları şöyleymiş:
3 yemek tarifi verip (tariflerim aşağıda) 3 er arkadaşa ithaf ediyor, ardından şu 3x3 soruyu cevaplandırıyorsunuz;
1.1 -Daha önce yaşadığınız 3 şehir...?
Ankara'da doğdum. Uzun-kısa tatil ve geziler dışında, başka hiç bir şehirde yaşamadım.
1.2 -Tatil için gittiğiniz, gördüğünüz ve önermek istediğiniz 3 yer...?
Bozcaada, Küçükkuyu, Kiev-Ukrayna,
1.3. Yaşamak istediğiniz (görmediğiniz de olur) 3 sehir...?
İngiltere de herhangi bir kır kasabası olabilir,
2.1. Şu andaki mesleğiniz nedir?
Endüstri ürünleri tasarımcısıyım, resim yaparım.
2.2. Dünyaya yeniden gelseydiniz, hangi mesleği yapmak isterdiniz?
Yine tasarımcı olmayı isterdim.
2.3. "Kesinlikle ben yapamazdım" dediğiniz meslek nedir?
Doktor olabilmeyi sanırım becermezdim, dayanıksızım.
3.1. Yasam felsefenizi oluşturan sözlerden biri?
Carpe diem!
3.2. Bir kitapdan alınma, cok sevdiğiniz bir cümle veya paragraf veya bölüm?
ne yaldızlı hükümdar anıtları, ne mermer
ömür süremez benim güçlü şiirim kadar;
seni pasaklı zaman pis bir mezara gömer,
ama satırlarımda güzelliğin ışıldar.
55.SONE W.Shakespeare
3.3. Çok sevdiğiniz bir şiirin bir parçası?
Bugün Pazar
Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar
Ve ben ömrümde ilk defa
gökyüzününbu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga,
ne hürriyet,
ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...
3 tarif ve 3 arkadaş...
Çıtır tavuk:
Harika anne ve acayip hamarat arkadaşım sevgili Nükhet (Akşam menüsü) , Pek çok ortak yönümüz olduğuna inandığım sevgili Dilek-Berceste Yazılarına bayıldığım şeker anne Sevgili Perili köşk
Aslında bir de yine yazılarını çook sevdiğim Mutfak Robotu için diyecektim kii.. (o önce davranıp beni çoktaaan sobelemiş bile meğerse)
Enginarlı pilav çok severek izlediğim sevgili Selen (Yanya dan Evenez e) , (benim yazım beklerken o da sobelenmiş),(Zeytin Ağacı)ndan sevgili Aslı,
veee çok sevdiğim arkadaşım Defne için
Sushi
Sevgili arkadaşım, fotoğraflarına ve tariflerine bayıldığım sevgili Miss Çilek , (vakit bulur mu acaba?)Sevgili Burçin(bakın ne pişirdim)ve
Sevgili Özgül (soframız) için.
Arkadaşlar rica ediyorum, bir daha bu kadar çok kişiye yönlendirmeli oyun kurmayalım. Dokuz kişi çok fazla. Aynı anda herkes birbirini sobeleyip duruyor ve katılmak istemeyenler çok zorlanıyor "hayır" dememek için.
27 Ocak 2007
Mimlendim..
Bloglar arasında gezerken görüyordum bazen, bir oyun oynanıyordu; elim sende gibi birşey. Sobelenen oyuncu, kısa kısa kendinden, burada bilinmeyen yönlerinden bahsediyor, sonra kendi seçtiği bir başka blogcuyu sobeliyor.Dün sevgili Zerrin beni sobeledi. Kendine yakın bulup beni seçtiği için ona çok teşekkür ediyor ve sobesini seve seve kabul ediyorum.
(bu arada anladım ki, en zor olanı insanın kendini anlatması, kendinin farkına varması-kendimiz hakkında pek çok şeyin farkında değiliz aslında)
İşte benim bazı özelliklerim, hatta diyelim ki takıntılarım:
- Güne bir fincan iyi kalite filtre kahve ve gazete ile başlarım. Filtre kahveden başka kahve içmem.
- Müziği, yüksek sesle dinlemeyi severim ve arşivim için sürekli yeni cd alırım. Müzik olmadan resim yapamam.
- Kitap delisiyim, kitapları topluca alır, okudukça ödünç vermeyi severim. Geri vermeyenlere kızarım. Kişisel gelişim, hazır reçete ve bilgelik kitaplarından çok sıkılırım.
- Sinemaya, ve alışverişe yalnız gitmeyi severim. Hediye paketlerini mutlaka kendim yaparım.
- Giyisiler mutlaka yüzde 100 pamuklu, zeytinyağı sızma, ev toplu, çarşaf beyaz, içme suyu soğuk, tabak ve bardaklar mutlaka cam olmalı. Yaz kış dondurma yenmeli, bütün canlılar sevilmeli ve korunmalı, acılar da güzel olan herşey de paylaşılmalı.
- Girit ve uzakdoğu mutfağına ve sushi ye, yılbaşlarına, yaz kış havuzda yüzebilmeye, kuzey Ege ye, Kazdağlarına, mitolojiye, soğuk denize, denizin kokusuna, karın sessizliğine yağmurun kokusuna, söminedeki ateşin çıtırtısına, arkadaşlarımdan gelen telefona bayılırım.
- Reprodüksüyon resim, plastik eşya, çin malı biblo, tül perde, floresan lamba, "takım" halindeki eşyalar, "mış" gibi yapan insanlar, yüksek sesle konuşmalar, trafikte canavarlık, her yerde bağıra çağıra cep telefonuyla konuşulması, fanatizm ve her türlü aşırılıktan - saygısızlıktan nefret ederim.
- Hastalıktan, hastaneden, doktordan, uçaktan, kavgadan yüksekten, sevdiklerimden ayrılmaktan, dar-kapalı yerlerden çok, ama çok korkarım.
- Paket lastiğine dokunamam
- Sigarayı 4 yıl oldu bırakalı, hayatta daha çok nefret ettiğim birşey yok artık.
- Araştırmayı, hergün yeni şeyler öğrenmeyi, her öğrendiğimi "neden?" diye sorgulamayı, bana böyle yapmayı öğreten okullarımı, interneti, kütüphaneleri, yeni şeyler öğrenmeme yardımcı olan herkesi çok severim. Öğrendiğim her yeni bilgi karşısından hala ne kadar "acemi" olduğumu düşünürüm.
- Hayatın bana iyi davrandığını ve şanslı olduğumu düşünüyorum. Ve hayatımdaki en büyük şansım, en değerli varlığım elbette ki sevgili Kızım!
- Kendimle ilgili oldukça fazla bilgi verdim, beni tanıdınız artık:) Şimdi oyunun kuralı gereği ben de tanımak istediğim komşularımı sobeliyorum- eğer kabul ederlerse tabi..

