
Geçenlerde Eşimin doğumgününü kutladık. Dolapta hazır şeker hamurları, eh iyi- kötü, bir kere bulaşmışız da bu işlere; tabi günler öncesinden ellerim kaşınmaya başladı. "Bu sefer daha iyi olmalı " dedim kendime. Kafamda tasarımım da hazırdı zaten...
Eşimin harika bir hobisi var: Balıkçılık. (Ankarada oturuyoruz diye şaşırmayın, balıkçılık için uygun, tahmin edemeyeceğiniz kadar çok yer var civarda)
Tek amaç balıkları avlamak olmasa da doğada olmak, işin kendine özel alet edevatlarına sahip olmak , uyulması gereken kuralları, hatta ritüelleri ,giyimi kuşamı onda bir tutkudur. En büyük hayali ise Mimi biraz daha büyüyünce onunla balığa çıkmak.

Eh, pastanın teması yeterince açık değil mi?
Mimi ve babası balık avında!
Hemen plan yapılıyor:
Mimi ve babasını oyun hamurundan yapmak en kolayı
,(öyle zannet!) bir gün öncesinden gizlice yaptım bile.
Ben çocukken doğumgünü pastalarımın birinde (dikkat edin 60 ların sonundan bahsediyorum)jöleden yapılmış bir havuz ve içinde şeker hamurundan pembe balıklar vardı . Harikaydı.
Bunu kullanabilirim: Jöle ve deniz.. Mavi şeker hamurum zaten var...Güzel.
Bu sefer kararlıyım hazır pandispanya kullanacağım, ama yine denesem mi, tam istediğim boy, ufak bir kalıp da almıştım hani..Nasıl olsa yedekte hazır kek tabanı var.
(İflah olmazsın sen..dene de gör)Geçen sefer ara krema güzeldi onu yapayım.
(evet krema da hazır) Meyvalar dilimlensin: Ananas ve çilek.
Güzel heşey hazı görünüyor, başlıyoruz...
(Görünüşe aldanma!!:)
Pandispanya fırından çıktı, ağlamak üzereyim, sonuç yine hüsran, üstelik bu sefer daha bile beter. (
Henüz Hanimiş in notlarını okumamışım çünkü, kek kenarlara tırmanmıyor )Neyse hazır pandispanya kullanalım.
Hmm çok güzel işte budur, kremayı da süreliimm, meyva dilimlerini ve çikolata parçalarını da serpiştireliimm.. O da neeee?? Bu kek üç katlı, benim krema ilk katta bitti??? Offf!!
Neyse evde toz krem şanti var, bir katı da öyle yaparız artık..
Bu arada pandispanyayı Burcu nun öğrettiği şekilde hindistan cevizi sütü ile ıslatıyorum (bu cidden çok iyi oluyor) Şimdi krem şanti yayalım bu kata da . Evet meyvalar, çikolatalar.. Hmm güzel. Krem şanti arttı üzerini de kaplayalım şöylee.. Bu kekte hafif bir eğrilik mi var bana mı öyle geliyor? Neyse işimize bakalım.Sıra şeker hamurunda.
O neee?? bu nasıl bir mavi böyle? hayal ettiğim bu değildi ama yapacak birşey yok artık.
Evet hamur açmada ustalaşmışız iyi gidiyor, güzelce kapladık, hala bir yamukluk var kekte ama?
Kenarlara bariyer yapmak lazım, jöle akmasın.. Yapıyoruz. Bariyerleri suyla yapıştırıyoruz iyice... Oyun hamuru figürleri de yerleştiriyoruz ama figürler kurumuş, çatlamış ve de dağılmış!!! Yeniden yapıştırmaya çalışıyoruz!!!
Ve jöle! Güzelce azar azar döküyoruz kaşıkla, soğumaya yakın. Ooo çok güzel oldu. Fakat aksilik işte balıkları unuttuk. Hemen yerleştiriyoruz balıkları, üzerine bir kat daha jöle: İşte herşeyin bittiği o an!!! Jöleler kenardan akmaya başlıyor çünkü pasta eğri, şeker hamuru erimiş, her yer mavi.. İçine koyduğum balıklar darmadağın.. Yeter, Buraya kadar!
Kaptığım gibi dolaba koyuyorum pastayı.
Akşam çıkartıp çıkartmamaya karar veremedim. Ama Mimi tutturdu "nerde pasta, doğumgünü pastasız olmaz ki" diye. Mecburen çıkarttım.
Bence berbattı. Ama eşim öyle duygulandı ki.. İçeri tabak getirmeye gidip geldim, hala pastanın başında mutlu mutlu seyrediyordu.
Herşeye değdiğini hissettim...
Pastanın tadı da çok iyiydi bu arada. Tabi herzamanki gibi üstü yenmedi.:)

Mimi bir an babasına hediyesini getirmek üzere ortadan yok oldu. Bu şekilde geldi.. Babası bunun hayatının en güzel hediyesi olduğunu söyledi. Anne ufaktan hislendi:)