hamurişi:kek-kurabiye-börek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamurişi:kek-kurabiye-börek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2008

Eylül'e en çok havuçlu kek yakışır

havuçlu kek1


Yaprakların sararmaya başlayıp, minik yağmurlar taşıyan acemi bulutların hafifçe kapattığı gökyüzü yazdan sizi ayırmaya başladığında;
yani eve dönüş mevsiminde-Eylül'de..
Mutfaktan havuçlu kek kokusu yayılma zamanıdır...

Daha önce tarifini yayınlamış, yapanlardan oldukça olumlu yorumlar almıştım. Gelen tavsiyeler üzerine bir iki düzenlemeyle, bu keki damak zevkime daha da uygun hale getirerek, en sevdiğim kekler listesinde bir numaraya yerleştirdim.
Kekin orijinal tarifi burada.

Notlar ve ilaveler:

* Şekeri tümden çıkartıp, 1/3 cup esmer şeker ve 1/2 cup pekmez ilave ettim.
* 1/3 cup zeytinyağı yeterli oldu.
* Ceviz 1 cup oldu.
* Ortası delik olmayan kek kalıplarında daha iyi sonuç veriyor
* Bu kek üzeri kapalı bekletilirse ertesi gün nemli, yumuşacık süper birşey oluyor..Yani başarabilirseniz 1 gün bekletin:)
* 1cup=250 ml

Sonuç:
Bu kek en çok Eylül'e yakışıyor

h

20 Mayıs 2008

Bal-kaymak Gözleme



Muzur bir yemek bu! Çok tehlikeli çoook...
Sevmeyeni yok gibi. Çok kalorili ve çok lezzetli. Çabucak yapılıveriyor, bir parça, hadi iki, dur bir tane daha derkeeeennn:) Ne olduğunu anlamadan bitiriveriyor insan.
Bu yüzden fazla yapmamalı. Belki Pazar kahvaltılarında.

Hikayesine geçelim hemen. Sonra da tarife:



Eşimle ilk seyahatlerimiz. Fırsat buldukça kaçıveriyoruz, nereye olduğu önemli değil, şehirden uzaklaşalım da..
Ankara'dan henüz çıkmışız, Sivrihisar'a gelmek üzereyiz ki, bir köprüye saparak karşı yöne dönüyor Hakan. Ağaçların arasında, yol lokantası gibi bir yere giriyor.
Şaşkınım; "Sabah sabah bu salaş yerde ne işimiz var, ben ne olduğunu bilmediğim yerde yiyip içemem ki" diye düşünüyorum içimden.
"Kahvaltı" diyor Hakan, "Balkaymak gözleme seversin herhalde?"

"Adı çok ağır, kaymaktan nefret ederim, bilmediğim yerde de yemem" diyemiyorum elbette :)

Önce normal bir gözleme geliyor, yanında yoğurt ve çömlek peyniri. Çay da nefis!
Ohh, çok şükür, balı da yok kaymağı da. Üstelik muhteşem bir lezzeti var, inanılır gibi değil. Kaymakla bal, üzerine sürmek için gelecek birazdan herhalde diyorum.
Gözlememin yarısına gelmişken, üzeri bal ve kaymakla sıvanmış asıl gözlemeler geliyor!
"Ahhh hay allah, bu yediklerimle doymuştum aslında" diyorum:) Hakan sadece tadına bakmam için ısrar ediyor. Cicim ayları; kırar mıyım hiç! Tadına bakıyorum. Bir parça, sonra bir parça daha, bir tane daha.....

Dönüş yolunda soruyorum: "Balkaymakcıda dururuz değil mi?"

Yıllar geçti. Hala her geçişimizde uğrarız Bal-Kaymakçıya. Geçenlerde evde de deneyim dedim. Yöresel malzemeler haricinde, lezzete oldukça yaklaştım sayılır.

Yapacak olanlara uyarı:

Dikkat alışkanlık yapar!!


Malzemeler:
1 adet gözleme için:

  • 1 adet yufka,
  • 1 adet yumurta
  • 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
  • 1 çimdik tuz
  • bal
  • kaymak

Yapılışı:
  • Yumurtayı çırpın, tuz ilave edin.
  • Taze yufkayı tezgaha yayıp, fırça ile her tarafına bolca yumurta sürün. Kenarlarını katlayarak bir kare oluşturun. (Yufkacıların katladıkları şekilde)
  • Her katlamanızda, boş iç kısımlara yumurta sürün.
  • Zeytinyağı ile yağladığınız tavada üzerini kapakla kapatarak, her yanı eşit pişecek şekilde-tavayı sallayarak- pişirin.
  • Pişen gözlemelere, henüz sıcakken bal sürün ve üzerine arzu ettiğiniz kadar kaymak koyarak servis yapın.

Afiyet olsun..

Notlar ve Püf noktaları:
  • Orijinali elde açılmış yufkayla yapılmıştı. Vakti, sabrı ve becerisi olanlar böyle de deneyebilirler.
  • Olmayanlara, yufkacıdan alınacak taze yufka ile yapmalarını öneririm. Marketlerde hazır satılanlarla iyi olmuyor.
  • Pişirirken üzerini mutlaka kapatın. Gözlemeler puf puf kabarıyor ve yumuşacık oluyor.
  • Balı ve kaymağı, gözlemeler soğumadan koymak çok önemli. Böyle bütünleşiyorlar:)
  • Bazılarına bal-kaymak koymadan, piştikten sonra üzerine koyacağınız tulum peyniri ya da sevdiğiniz bir peynir ve maydanozla da deneyin.

16 Nisan 2008

Elmalı Çörek



Hani geçenlerde elmalı krep yapmıştım, hatırladınız mı? İşte o gün, bilerek ve isyeterek, elmalı içi çok çok hazırlamıştım.
Çünkü Mimi de dahil olmak üzere, ailedeki herkes tarçınlı cevizli bu tatlı elma karışımına bayılıyor, ve bu lezzet bizim evde çok prim yapıyor:)

Niyetim, bu içi kullanabileceğim güzel bir tarif daha bulup ev halkının gönlünü kazanmak.
Gözüme maya paketinin arkasındaki "Elmalı Çörek" yazısı ilişiyor...
Bu tür tariflere pek cesaret edemediğimden, "Boşver" diyorum, "En iyisi denemiş bir tarif bulmak". "Hem ben mayalı şeyleri de çok beceremem zaten!"

Böyle diyerek internet başına geçiyorum.

Bu kadar tesadüf nasıl olur? Sibel, sayfasında bir elmalı çörek tarifi veriyor.
"İşte budur!!!" diyorum okurken. Ve birden son satırlar dikkatimi çekiyor. Şöyle diyor Sibel: "Tarif, maya paketinin arkasından!"

Bu tarifi yapmak şart oldu artık. Çünkü Sibel'in sayfasından yaptığım şeylerin tümü o kadar güzellerdi ki. Onun Sakızlı, Lorlu kurabiyesini yemek blogcuları arasında bilmeyen ve beğenmeyen yoktur herhalde.
Yani; bu tarife güvenebilirim diyor ve hemen yapıyorum.

İşte oldu bile...Çok kolay ve çok lezzetliler.
Hemen tüketildiler, çok sevildiler.....

Elmalı Çörek

Malzemeler:
16 adet çörek için

  • 2,5 su bardağı un (tam buğday unu)
  • 1 paket dr.Oetker instant kuru maya
  • ½ çay bardağı toz şeker
  • 1 yumurta
  • 50 gr tereyağı (zeytinyağı)
  • 1 çay bardağı ılık süt

İç için :
  • 2 adet elma (3 adet elma)
  • ½ çay bardağı toz şeker (1/2 çay bardağı pekmez)
  • ½ çay bardağı ufalanmış ceviz içi (ilave olarak 1/2 çay bardağı kuru üzüm)
  • 1 çay kaşığı tarçın (1 tatlı kaşığı tarçın)

Üzeri için:
  • pudra şekeri

Yapılışı:

1. Elmaları soyup rendeleyin, üzüm ve şekerle (pekmezle) birlikte suyunu çekene kadar pişirin. Pişince ceviz ve tarçını ekleyin.

2. Unu maya ile karıştırın. Toz şeker, yağ, yumurta,ve sütü ilave edin, yoğurun. Yumuşak bir hamur elde etmelisiniz.

3. Hamurun üzerini nemli bir bezle örterek, 1 saat kadar mayalandırın.

4. Mayalanan hamuru 16 parçaya ayırın. Her parçanın içine elmalı içten 1 kaşık kadar koyup kapatın. Avucunuzda yuvarlayarak top şekline getirin.

5. Yağlı kağıt koyduğunuz fırın tepsisine aralıklarla dizip, 30 dk daha bekletin.

6. Önceden 175 derece ısıtılmış fırında üzeri pembeleşinceye kadar (yaklaşık 15 dk) pişirin.

7. Soğuduktan sonra üzerlerine pudra şekeri eleyin.

Afiyet olsun....




Notlar ve Püf Noktaları:


  • Orijinal tarifin yanında, parantez içinde yazdıklarım benim kullandığım ölçü ve malzemeler
  • Orijinal tarif, hamuru 8 parçaya bölerek 8 büyük boy çörek elde ediyordu. Ben hamuru 16 parçaya ayırıp, yaklaşık 5-6 cm büyüklüğünde ve içi daha dolu çörekler elde ettim.
  • Bu çörekleri, içine marmelat koyup bol sıvıyağda kızarttığınız zaman Berliner benzeri çörekler elde edebilirsiniz. (biz çocukken bunlara ponçik derdik)
  • Benim gibi, bütün yemeklerde tam buğday unu kullanmalıyım takıntınız yoksa, normal un kullanıp, benimkilerden daha da yumuşak çörekler elde edebilirsiniz:)

07 Nisan 2008

sebzeli lazanya



İngiltere'den ziyarete gelen kardeşimden dolayı, bir haftadır topluca yeme içme halindeyiz. Öncelik, onun en çok özlediği ve sevdiği şeylere verildi elbette. Bu yüzden ilk ziyaret Kalbur'aydı.

Ege bölgesi damağa iyice yerleştirildikten sonra, yanındaki İngiliz arkadaşına Türk mutfağını tanıtma çalışmaları, çeşitli ocakbaşı ve kebap restoranları ile, babaannemin zengin Kayseri mutfağında yapıldı.
Annem bütün Türkiye mutfağını derleyecek çalışmalar hazırlamıştı elbette:)

Ben bu yeme içme furyasına, kardeşimin yanında bavul dolusu taşıdığı sushi malzemeleri ile verdiğim sushi partisi ile katkıda bulundum.

Haftasonu, ailenin İstanbul ayağının da bize katılmasıyla sayımız iyice artarak yeme içme furyasına devam ettik:)
Cumartesi akşamı annemde yenilen Girit ve Ege mutfağından oluşan sofraya, ben naçizane Sebzeli Lazanyamla ufak bir İtalyan dokunuşu karıştırdım. Neyse ki bu lazanya, tamamen zeytinyağı, sarmısak ve taze sebzeleri ile oldukça Akdenizli olduğundan, sofrada çok da sırıtmadı. Hatta çok beğenilip, tamamen kendi yorumlamam olan bu yemeğin tarifi istendikçe, çok gururlandım.
Bu yüzden de sıcağı sıcağına sizlerle paylaşmak istedim.

İnci yarın İngiltere'ye dönüyor. Dokunmayın anneme!


SEBZELİ LAZANYA
8-10 kişilik

Malzemeler:
  • 1/2 kutu lazanya (Barilla)
  • taze kaşar
İç Malzemeleri:
  • 3 diş sarmısak
  • 3 adet pırasanın beyaz kısımları
  • 2 adet kırmızı dolmalık biber
  • 2 adet havuç
  • 1 küçük paket mantar
  • 1 adet kabak
  • 4-5 yaprak lahana (kalın damarları çıkartılmış)
  • brokoli
  • 5 yemek kaşığı zeytinyağı
Beşamel sos malzemeleri
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 yemek kaşığı tam buğday unu
  • 3/4 lt süt
  • 1/2 paket labne
  • bir tutam toz muskat
  • tuz karabiber
Üstü için:
  • Taze kaşar
  • parmesan
  • tatlı toz kırmızı biber



Yapılışı:
  • Tüm sebzeleri temizleyip, ince ince doğrayın, kabak ve havucu kalın rendeleyin.
  • Sebzeleri yukarıdaki sırasıyla bir kaç dakika arayla zeytinyağına ekleyip soteleyin.
  • sebzelerin üzerini kapatıp 15-20 dakika kadar pişirin. (yumuşayıncaya kadar)
  • Beşamel sos için, önce unu biraz kavurup, zeytinyağını ekleyin. Hepsi toplanana kadar karıştırın. Çırpıcı ile karıştırarak süt ekleyin. Koyulaşıp kaynayıncaya kadar karıştırın.
  • Çok yoğun olmayan bir beşamel sos elde etmelisiniz. Koyu olursa süt ekleyin.
  • Kaynadıktan sonra altını kapatıp baharatları ekleyin ve en son labne peyniri ilave ederek, çırpıcı ile iyice karıştırın.
  • Fırın kabını zeytinyağı ile yağlayın.
  • Biraz beşamel sos döküp yayın.
  • Bir kat lazanya hamuru döşeyin (yukarıdaki markayı alırsanız, önceden haşlamanıza gerek yok)
  • Üzerine sebzelerin 1/3ünü yayın, biraz kaşar peyniri serpip beşamel sos dökün.
  • Üzerine ikinci kat lazanyayı döşeyerek aynı işlemleri sırasıyla üç kat tekrarlayın.
  • En üste bolca beşamel sos döküp, kaşar ve parmesan peyniri rendesi serperek, toz biberle süsleyin.
  • 175 Derece önceden ısıtılmış fırında 30 dakika civarında (üzeri kızarna kadar) pişirip, dilimleyerek ılık servis yapın.
Afiyet olsun.




Notlar ve Püf noktaları
  • Lazanyayı hazırladıktan sonra pişirmeden, bir iki saat buzdolabında bekletirseniz çok daha başarılı bir sonuç alırsınız. Hatta bir gün önceden hazırlayabilirsiniz. Akşam yemeği davetleri için ideal çözüm!
  • İkinci denememde en üste taze kekik koydum. Lezzet bu kadar mı güzel olur? Bunu yapmanızı şiddetle tavsiye ederim.
  • Sebze çeşitlerini damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Bence sevmedikleriniz, hatta çocukların yemediğini düşündüğünüz sebzeleri bile koyun. Nasıl iştahla yediklerini görünce gözlerinize inanamayacaksınız:)
  • Genelde beşamel sos katı yağ ve beyaz unla yapılıyor. Ben sadece zeytinyağı ve tam buğday unu ile hazırlıyorum ve daha lezzetli olduğunu düşünüyorum. Tabi ki daha sağlıklı.
  • Beşamel sos içine biraz labne ilave etmeyi yeni keşfettim. Sonuçtan fazlasıyla memnunum. Bunu da özellikle tavsiye ediyorum.
  • Barilla lazanyaları ayrıca haşlanmaya gerek olmadığı için oldukça pratik. Ama bunları kullanırken, beşamel sosun fazla katı olmayıp, hamurları yumuşatması gerekiyor. Lazanyanın bekledikçe güzelleşmesi de bu yüzden.

21 Mart 2008

Elmalı Krep






İşte bir önceki yazıda tarifini verdiğim krepin, Mimi tarafından beğenilen tatlı versiyonu.

Ceviz, herzamanki gibi başrolde:)

Elmalı iç, damak tadıma çok uygun. Öyle ki, çok çok yapıyorum, krepten kalanı ile başka tariflerde kullanmak niyetindeyim.
Ev halkı biraz şaşkın, ama mutlu:

" Anne, sen pek böyle şeyler yapmazdın?? " ("Böyle şeyler"le kastedilen: Tatlı)

Elmalı Krep

Malzemeler:
8-10 adet krep için

Krep:
  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı un
  • 1 tutam tuz
  • 1+3/4 bardak süt
  • 1 çorba kaşığı şeker

İç:
  • 6 adet elma,
  • 1/2 su bardağı şeker
  • 1/3 su bardağı pekmez
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 1/2 su bardağı kuru üzüm

Üzeri için:
  • Ceviz içi
  • Pudra şekeri
  • Dilerseniz vanilyalı dondurma




Yapılışı:
  • Krep malzemelerinin tamamını karıştırıp, buzdolabında yarım saat dinlendirin.
  • Elmaları soyup rendeleyin.
  • Şeker, pekmez ve üzümleri ilave edip kısık ateşte suyunu bırakıp çekene kadar pişirin.
  • Piştikten sonra altını kapatıp, tarçın ilave edin.
  • Çok az yağladığınız yapışmaz tavaya krep karışımından dökerek, mümkün olduğu kadar ince krepler pişirin.
  • Soğumuş olan iç malzemelerini kreplere bölüştürüp, dilerseniz rulo, dilerseniz katlayarak ve üzerine pudraşekeri, ceviz koyararak servis yapın.

Afiyet olsun..

03 Mart 2008

Radikalı Börek




Radika marketlerde kolayca bulunur olduğundan beri, her gördüğümde mutlaka alıyorum. Haşlayıp zeytinyağı, limonla hazırlıyor, ya da çiğ olarak salatalara katmayı seviyorum. Her seferinde bu şekilde yemeye hiç itirazım yok, seviyorum çünkü.
Ancak, aslında radikayı başka bir şekilde hazırlama yolunu bilmediğimi fark ettim geçenlerde.
Neler yapılır diye düşününce; yegane ot kullanma alternatifi olan, börek yapma fikri geldi aklıma.

Ve, ilk radikalı börek denememi yaptım.
Ispanaklı börek yapar gibi hazırladım. İtiraf etmeliyim, ıspanaklıdan daha çok sevdim:)

Bildiğim börek hazırlama şekliyle yaptım, özel bir detay uygulamadım. Siz de kendi börek yapma şeklinize göre, ıspanak yerine radika ile hazırlayabilirsiniz.

Yine de detay isterseniz, benim radikalı börek yapma şeklim şöyle:

Malzemeler:

4 kişilik ufak bir borcam kalıp için

  • 3 adet yufka
  • 1 adet yumurta
  • 1 su bardağı süt
  • 1/3 su bardağı zeytinyağı
  • 1 adet kuru soğan
  • 1/2 paket radika
  • tuz
  • 1 yumurtanın sarısı
  • parmesan ya da kaşar peyniri

Yapılışı:

  • Radikaları yıkayıp, doğrayın. Bir kaç kaşık zeytinyağında, yemeklik doğradığınız soğan ve tuzla, yumuşayıncaya kadar soteleyin.
  • Yağladığınız ya da yağlı kağıt döşediğiniz fırın kabınıza yufkalardan birini yayın.
  • Süt, yumurta ve yağı karıştırarak hazırladığınız sostan az bir miktar döküp, iyice yayın.
  • Didikleyip, parça parça böldüğünüz yufkalardan ikinci bir kat yapın
  • Sotelediğiniz radikaları eşit bir şekilde bu katın üzerine yayın.
  • Kalan yufkalarla bir kat daha yapın, kalan sosu üzerine boşaltın
  • En üste sulandırılmış yumurta sarısı sürerek 175 derecede ısıttığınız fırında üzeri kızarana kadar yaklaşık 40 dakika pişirin.
  • Biraz soğuyunca, üzerine parmesan rendesi ve dileseniz kırmızı pul biberle sevis yapın.

Afiyet olsun..




Notlar ve püf noktaları:

  • Aslında otları doğramamak ve az pişirmek gerekli. Bu kuralı börek yaparken biraz bozmak zorunda kalıyoruz. Yoksa ısırınca kopmayan ve tadı biraz diri radikalar geliyor ağzınıza.
  • Börekleri fırın tepsisi yerine ufak borcamlarda yaparsanız yarım kilo yufkayla bile kalın ve yumuşak dilimler elde edebilirsiniz.
  • Sosu ne kadar bol kullanırsanız su böreği lezzet ve görünümüne o kadar yaklaşırsınız.
  • Otlu börekleri servis ederken, üzerine peynir rendelemeyi, bir de yanında yoğurtla servis yapmayı mutlaka deneyin.
  • Börekleri pişirmeden önce dilimlemek ve yine pişirmeden önce buzdolabında bir saat kadar bekletmek harika sonuçlar yaratıyor.

18 Ocak 2008

Lorlu Nefis Börekler




Bu minik börekcikler var ya bu minicik şeyler, öyle şirin ve öyle lezzetliler ki.. Üstelik şıp diye hazırlanıveriyorlar.
Ama tek şart, şöyle mis gibi bir lor bulacaksınız, hem de tam tuzsuz. (Sayfanın takipçileri böyle bir loru nerede bulacaklarını artık biliyorlar:)
Ondan sonra 10-25 dakika içinde börekçikler sofranızda.
Üstelik çok sevimli minik ikramlar bunlar.
Tarif arşivden alındığı için fotoğraf düzenlemeleri biraz eksik oldu, biliyorum. Kusura bakmayın lütfen:)

Lorlu Minik Milfoyler

Malzemeler:
24 adet minik börek için:

  • 8 adet milföy hamuru
  • 200 gr tam tuzsuz lor peyniri
  • 1 adet domates,
  • 1 adet kırmızı tatlı biber
  • 1 avuç çekirdeği çıkmış siyah zeytin
  • maydanoz
  • üzerine sürmek için 1 yumurta sarısı


Yapılışı:


  • Domatesi, biberi minicik küpler şeklinde doğrayın.
  • maydanozu, zeytinleri incecik kıyın
  • lor peynirini çatalla ezin ve tüm iç malzemeleri ekleyerek iyice karıştırın.
  • İç malzemeyi milföy hamurlarının içine yerleştirip rulo yapın.
  • Her ruloyu 3 parçaya kesip, üzerine yumurta sarısı sürüp, önceden 175 derece ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar yaklaşık 20 dakika pişirin.
  • Ilık servis yapın.
Afiyet olsun.

Aynı malzemeler ve tatlı versiyonu:

(Bu tatlı böreklerin içlerini, Girit'in meşhur Kaliçunya'larından esinlenerek hazırladım



Tatlı Minik Milföyler

  • 8 adet milföy hamuru,
  • 200 gr tam tuzsuz lor peyniri
  • 2 çorba kaşığı toz şeker,
  • bir kaç dal taze nane,
  • 1 çay kaşığı toz tarçın
  • 1 yumurtanın sarısı
  • üzeri için bal
Lor peynirini çatalla ezin, içerisine incecik kıyılmış taze nane yapraklarını, tarçını ve toz şekeri ilave edip iyice karıştırın.
İç karışımı milföy hamırlarının içine yerleştirerek rulo yapın.
Her ruloyu keskin bir bıçakla üçe bölün.
Minik dilimleri, açık kısımları tepsiye/yukarıya gelecek şekilde çevirerek tepsiye dizin. üst kısımlarına yumurta sarısı sürün.
önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 20 dakika civarında pişirin.
Ilıkken üzerine bir miktar bal dökerek servis yapın.
Afiyet olsun.


06 Aralık 2007

Yabanmersinli Muffinler


Frambuaz, yabanmersini vs gibi orman meyveleri, bir süredir büyük marketlerin donmuş ürünler reyonlarında satılıyor. Benim gibi "berry" ailesine düşkün biri için büyük sevinç bu. (Berry, Türkçe'ye nasıl çevrilir bilemeyeceğim) Hemen kolları sıvayıp, "orman meyveli" tarifleri denemeye başladım. Reçetelerinden her zaman olumlu sonuçlar aldığım "Avustralian Women's Weekly Cookbooks- Muffins Scones And Breads" kitabımdan seçtiğim bu reçete, şimdiye kadar en beğendiğim muffin, (ya da dilimize çevrilmeye çalışılan şekliyle "topkek") tarifi.

Ben bu minik muffinleri neden keklerden daha çok seviyorum biliyor musunuz? Çünkü çok pratik. Hazırlaması da, pişmesi de çok kısa sürüyor. Tek kap, tek kaşık kirletiyorsunuz. Mikseri çıkardın, orda onu çıptın, ayrı kapta bunu karıştırdın dertleri yok. Tuzlusu ayrı güzel, tatlısı ayrı güzel. İç malzemeleri ile istediğiniz gibi oynayarak pek çok çeşitleme yapmak da mümkün.



Mazlemeler:
10 adet büyük, 20 adet minik muffin kabı için:

  • 2 cups (300 gr) un (tam buğday unu)
  • 1/2 paket kabartma tozu
  • 3/4 cup (150 gr) kahverengi şeker
  • 1 cup (150 gr) taze ya da donmuş yabanmersini (ve frambuaz karışımı)
  • 1 yumurta, az çırpılmış
  • 3/4 cup (180 ml) buttermilk (kefir, hatta light kefir)
  • 1/2 cup (125 ml) zeytinyağı (1/3 cup)
Yukarıdaki miktarlar orijinal tarife göre. Renkli yazılanlar ise benim yaptığım, ve size de önerdiğim miktarlar.

Yapılışı:
  1. Kuru malzemeleri karıştırın.
  2. Tahta bir kaşıkla karıştırarak diğer malzemeleri ilave edin.
  3. Kağıt kap yerleştirdiğiniz, ya da yağladığınız muffin kalıplarına paylaştırın.
  4. Önceden 175 C ye ısıttığınız fırında 20 dakika civarında pişirin.
  5. Dilerseniz üzerine pudra şekeri serperek servis yapın
Afiyet olsun.

Püf noktaları ve notlar:

Pişme süresi muffin kaplarının büyüklüğüne göre değişebileceğinden, kürdan testi ile deneme yaparak kararınızı verin.

Muffinleri çok sıcakken kalıptan çıkartmaya çalışmayın, parçalanabilirler. Aynı şekilde çok uzun süre kalbın içinde de bırakmayın. Ilıkken çıkartın.

Hamur gözünüze biraz katı gelebilir, miktarlarla oynamayın. Donmuş meyveler çok fazla suyunu bıraktığından oran dengeleniyor.

Muffin hamurunu kaşıkla karıştırarak hazırlayın. Asla çırpmayın ve fazlaca karıştırmayın. Muffinlerin temel özelliklerinden birisi az karıştırılarak hazırlanması.

Yabancı tariflerde, "buttermilk" mazlemesini gördüğünüzde yerine kefir kullanabilirsiniz. Bunu Evcini'nden öğrendim. Kefir keklere harika bir lezzet, inanaılmaz bir yumuşaklık ve nem veriyor.
Ben özellikle light kefir öneririm.

01 Aralık 2007

Tortilla ekmeğinde ıspanaklı dürüm


Çok pratik tariflerden biri daha:
Ispanaklı dürüm (adı benim uydurmam, aslında dürüm pek sayılmaz çünkü tortilla ekmeğinde yaptım)
Öyle uzun uzun malzeme listesi falan vermiyim, şöyle kısaca anlatayım durumu:

  • Daha önce evde sürekli pişmiş ıspanak bulundurduğumdan bahsetmiştim ya; işte o ıspanaklardan (aşağıda yapılışını yeniden yazdım) tortilla ekmeğinin arasına yayıyoruz.
  • İki, üç dilim taze kaşar ( mozarella da harika olur)
  • 3-4 minik dilimlenmiş kurutulmuş domates ile dürüm şeklinde sarıyoruz.. (Bir de, Nomu oriantal ile tatlandırırsanız, parmakların yenmesi durumu olabilir)Hooop fırına, ya da mikrodalgaya..
  • Süre: peynir eriyene kadar.

Sonra isterseniz ikiye bölerek, isterseniz iki parmak kalınlığında dilimleyerek servis yapıyoruz.
Hepsi bu kadar!




Evde hep bulundurulan ıspanak kavurması:
(Hep bulundurulan=hep yapılan, sık tüketilen. Ispanağın pişmiş olarak bekletilememesi gerektiği bilgisini aldığım için bu notu yazıyorum. )
  • 2 adet kıyılmış kurusoğan , 3 kaşık zeytinyağında sotelenir.
  • Üzerine yıkanmış suyu iyice süzülmüş 1 kg ıspanak ve bir tutam tuz eklenerek,kapağı kapalı olarak pişirilir.
  • Su ilave edilmez kendi bıraktığı suyu çekmesi beklenir. (30 dakika)
  • Piştikten sonra tel süzgece koyulup fazla suyu süzülür.
  • Buzdolabında üzeri stretch folyo ile kapalı olarak, bu tür yemeklerde ya da börek, kurabiye içi, etin yanına garnitür, gibi pek çok kulanıma hazır olarak bulundurulur.
  • Ya da zeytinyağı limon ilavesi ile salata olarak hazırlanır.
Afiyet olsun

19 Ekim 2007

Mimi mantı yapıyor (Minik Eller Mutfakta)

Bu aralar bir tempo, bir tempo..
Yapılacak işler birikmiş. Yazılacak yazılar birikmiş. Üstelik hepsi de keyifli şeyler. Hepsinin arasında en çok kafamda toparlamaya çalıştığım da Selen'in Minik Eller Mutfakta etkinliği. (etkinlikteki emeği için, Selen'e şimdiden teşekkürler)
İstiyorum ki, Mimi'yi keyifle sokayım mutfağa. Onun da gerçekten yapacağı üstelik de keyif alacağı birşey olsun. Hem de daha önce yazmadığım, işe yarayacak bir tarif olsun.
Ben düşüne-durayım, süre kısalıyor, zaman yaklaşıyor. Ama bir gün, herşey kendiliğinden oluveriyor:


Hafta sonu çiftlikteyiz yine. Sonbahar oralarda başka güzel. Harika zaman geçiriyoruz.
Bir öğle vakti, görevli hanımlar yemek yapıyorlar, nefis kokular geliyor mutfaktan. Ne pişiriliyor diye bakmaya gittiğimde bizimkini masada buluyorum: Yağ Mantısı yapımına yardım ediyor! Önce çok sevdiği yumuşacık hamurla oynamaya başlamış, sonra göstermişler, o da yapmış..
Bana yalnızca fotoğraflamak kaldı.


Biliyorsunuz Kayseri'nin mantısı çok ünlü ve diğer yörelerde yapılan "mantı"lardan oldukça farklı (ve de zahmetli) Babaannem Kayserili olduğu için bu güzel mantıları doya doya tatma şansımız oldu. Ancak yapılışlarını hala bilmem, cesaret de edemem..
Çiftlikteki hanımlardan tarifi aldım. Ancak onlar hep göz kararı ve çok kalabalık sofralar için yaptıklarından, miktarları kitapları araştırarak verebildim.
3 çeşit Kayseri mantısı var:
  • Su mantısı (en meşhur ve en zahmetli olanı bu, ve de en lezzetli.). Suda haşlanarak yapılıyor
  • Tepsi mantısı, tepsiye dizilerek fırında ya da ocakta pişirilerek yapılıyor.
  • Yağ mantısı. mayalı hamurdan ve ne yazık ki yağda kızartılarak yapılıyor.
Vereceğim tarif Yağ Mantısı



Malzemeler:
6-8 kişilik

Hamuru için:
  • 5 su bardağı un,
  • 1 çorba kaşığı kuru maya
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı toz şeker
  • 1 çay bardağı sızma zeytinyağı
  • 2 su bardağı süt
  • su

İçi için
  • 200 gr kıyma
  • 1 adet kuru soğan
  • tuz, karabiber
  • maydanoz
Üzeri için:
  • 4 adet domates
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağı
  • 1 çorba kaşığı biber salçası
  • sarmısaklı yoğurt
(Blogspot yazısının üstüne geldiği ve onun bir üstünde duran mantılar Mimi'ye ait.)


Yapılışı:
  • Hamuru yapmak için, una tuzu ilave edip karıştırın, tezgaha ya da bir kaba boşaltın, ortasını havuz şeklinde açın.
  • Bu arada kuru mayayı ılık suda şeker ile eritin, kabarmasını bekleyin.
  • Kabarınca, süt ve zeytinyağı ile birlikte una ilave edip karıştırmaya başlayın. Suyu ilave edip, yumuşak kıvamlı bir hamur elde edin.
  • Hamurun üzerini ıslak bezle örtün ve kabarmasını bekleyin.
  • Bu arada soğanı rendeleyip kıyma, maydanoz ve bahartalarla karıştırıp iç hazırlayın.
  • Üzeri için domatesleri rendeleyip, yarım çay bardağı z.yağı ve salçaiel iyice pişirin.
  • Hamur kabarınca bezelere ayırıp oklava ile kalınca açın (6-7mm)
  • Tahmini 5x5 cm lik karelere bölün.
  • İçlerine kıymalı karışımdan koyarak, Mimi'nin yaptığı şekilde katlayın.
  • Bol kızgın yağda kızartın (fazla kızartmayın )
  • Üzerine sarmısaklı yoğurt, domates sosu ve dilerseniz baharatlarla (kuru nane, pul biber) servis yapın
Afiyet olsun.

04 Ekim 2007

Koliçita


Ayvalık gezimizin ganimetleri arasında yer alan ve çok beğendiğim bir kitaptan daha önce bahsetmiş, "Sırada güzel tarifler var" demiştim.
Sözü edilen harika kitap:
Kydonia- Ayvalık Mutfağı, Erkan Acurol
Kitaptan gelen ilk tarif: Koliçita.

Önce bir not:
Tarifi yayınlar yayınlamaz sevgili Papatya'dan bilgiler geldi. Biliyorsunuz o Girit'te yaşıyor.
"Koloçita" Yunanca kabak kelimesi kolokita'nın Girit şivesiyle söylenişiymiş. Üstelik dedemin geldiği Hanya şehrine özgü ve hala yapılan bir tarifmiş. Orada adına Boreki denir, diğer şehirlerde ise Hanyanın Boreki'si diye anılırmış. Borkekinin en alt yufkasına bir kat patates de dizilir ve bolca da nane konulurmuş.

Bir not daha:
Mimi'nin yeni videoları var:)

Malzemeler: (orta boy kare borcam için)

İç malzemesi:

  • 1 kg kabak ( 3-4 adet)
  • 1 su bardağı zeytinyağı (1 çay bardağı)
  • 250 gr kelle peyniri
  • 1 su bardağı un (1/2 su bardağı)
  • 1 tatlı kaşığı tuz (koymadım)
  • 1 tatlı kaşığı karbiber (az bir miktar taze çekilmiş karabiber)
Orijinal tarifteki ölçülerin yanında, parantez içinde yer alanlar benim kullandığım miktarlar.

Hamur: (hamur yerine 3 adet yufka kullandım)
  • 1 yumurta
  • 1.5 su bardağı un
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1/2 çay bardağı su


Yapılışı:
  • Un tezgaha dökülerek ortası açılır. Yumurta, su, tuz ve kabartma tozu ile yumuşak bir hamur hazırlanır. üzeri nemli bezle örtülerek yarım saat dinlendirilir.
  • Kabaklar soyulup temizlenir ve boyuna incecik dilimlenerek una bulanır.
  • Zeytinyağı tuz ve karabiber karıştırılarak bir sos hazırlanır.
  • Kelle peyniri rendelenir
  • Hamur merdane ile açılarak yağlanmış borcama ya da fırın tepsisine yayılır.
  • Üzerine rende peynir ve sostan gezdirilir.
  • Unlanmış kabaktan bir sıra dizilir.
  • üzerine yine peynir ve sos gezdirilir.
  • Bu kez kabaklar çapraz şekilde dizilir. Bu işlem üç sıra kabak için tekrarlanır.
  • En üste rende peynir ve sos gezdirirlerek hamur kapatılır.
  • Fırında nar gibi kızarana dek pişirilir.

Notlar:

  • Kelle peynirinin bir diğer adı da sepet peyniri. Oldukça tuzlu olduğu için ayrıca tuz kullanmaya bence gerek yok.
  • Ben hamur açmak yerine hazır yufka kullandım ve sonucu beğendim. Vaktiniz darsa bu şekilde de deneyebilirsiniz.
  • Orta boy kare borcamda yufkaları büzerek serdim.
  • Her yufka arasına sos gezdirdim, biraz peynir serptim.
  • 3. kattan sonra kabakları dizdim.
  • İki sıra kabak kullandım.
  • son kat yufkayı serip üzerine kalan sostan sürdükten sonra biraz peynir rendesi de serptim.
  • Çıtır çıtır, hafif ve lezzetli bir börek oldu.
ÖNEMLİ NOT:
Ana Yürekliler 9 Ekim Salı, Hacettepe Onkoloji ye gidiyorlar. Bayram için göndermek istediğiniz şeyler vardır diye düşünerek, hatırlatma ihtiyacı duydum..

06 Haziran 2007

Şenlik ve Nutellalı mini muffinler


Bu Pazar şenlik var.
Kavaklıderem Derneği'nin düzenlediği Kuğulu Park Bahar Şenliği'ne gidiyorum.
Bu sivil toplum örgütüne, kurulduğu 10 yıldır üyeyim. Kurucuları, yıllardır burada oturan, bu semte gönül vermiş, yaşadığı semte, çevreye sahip çıkan, duyarlı pırıl pırıl insanlar. Hepsi tanıdıklarım, dostlarım.
Bahar Şenlikleri kaç yıldır yapılıyor hatırlayamıyorum, ama her seferinde çok renkli, çok eğlenceli oluyor. Özellikle de çocuklar için.
Ev yapımı yiyeceklerin satıldığı standlarda, aşağıdaki Nutellalı muffinlerden, Marianne kekinden, ya da bu tuzlu muffinlerden birini (belki de hepsini) görürseniz; bilin ki ben de oralarda bir yerlerdeyim:))

10 Haziran Pazar
Saat 14.00-20.00
Kuğulu Park

Nutellalı Mini Muffinler

Malzemeler:

12 adet büyük, 24 adet küçük muffin için

Miktarlar ölçme kaplarına göre verilmiştir:
1 cup= 1 su bardağı=250 ml
1 çay kaşığı= bizim tatlı kaşığımız

  • 2 1/2 cup un (375 gr)
  • 1/4 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1/2 çay kaşığı karbonat
  • 1/2 cup (25 gr) kakao
  • 1/2 cup (100 gr) toz esmer şeker
  • 125 gr erimiş tereyağı (1/2 cup zeytinyağı kullanın bence)
  • 2 yumurta (hafifçe çırpılmış)
  • 1 cup (250 ml) buttermilk (1 cup süt içine 1 tatlı kaşığı sirke koyarak buttermilk elde ediliyormuş)
  • 1 cup (250 ml) nutella

Yapılışı:

Muffin kalıplarını hazırlayın, fırını 175 C ısıtın.
Kuru malzemeleri bir kaba eleyin, esmer şekeri ekleyin. Karıştırın.
Yağ, yumurta ve buttermilk ilave edin. İyice karıştırın. Sakın çırpmayın.
Muffin kaplarının 1/3 üne bu karışımdan koyun, üzerine 1 kaşık nutella ilave edin, son olarak karışımdan koyarak önceden ısıtılmış fırında pişirin.
Muffin kaplarına nutella koyarken; küçük kalıplarda 1/2 kaşığı, büyüklerde 1çay kaşığı kullanın.

Pişme süresi: küçük kalıplar için 15, büyük kalıplar için 20 dakika civarında
Not: Cups ve kaşık ölçü kaplarının Türkiye ye gelmesi hem iyi oldu hem kötü. İyi oldu çünkü: tarifleri verildikleri ölçülerle yapmak çok kolay ve hassas oldu. Kötü oldu çünkü: ölçü kaplarının çay kaşığı bizim tatlı kaşığına denk geliyor, tarifi verirken neye göre hangi kaşık kullanılacak kafa karışıyor. Buradan hatırlatayım; benim bütün tarifler ölçü kaplarına göre veriliyor.

19 Mayıs 2007

Ye # 22 Limonlu İtalyan Kurabiyesi ve19 Mayıs

Önce herkesin 19 Mayıs Atatürk'ü anma, Gençlik veSpor Bayramını kutlarım. Atatürk gençlere armağan ettiği bu bayramı, aynı zamanda kendi doğumgünü olarak da kabul etmiştir.
Bayramınızı sevgiyle kutladıktan sonra etkinlik tarifime geçebilirim:

Ayın etkinliği; Kurabiye, evsahibesi Hülya.
Etkinliğe katılan tarifleri Hülya nın Yemek Şenliği'nden takip edebilirsiniz. Üstelik bu seferki etkinlik gerçekten çok şenlikli, çünkü bir de yarışması var. Çok heyecanlı olacak:)
Emeklerin için şimdiden teşekkürler Hülya.

Benim kurabiyem limonlu. Yazın aklıma başkası gelmedi açıkçası. Şöyle zencefilli bir limonata ile iyi gider diye düşündüm.
Tarif yine aynı serinin (The Australian-Women's Weekly Cookbooks) Biscuits adlı kitabından.
Bu seriyi tavsiye ederim, uyguladıklarım içerisinde başarısız tarif çıkmadı.

Bu kurabiyeleri etkinlik için ilk defa denedim. Açıkçası çok mühim bir sonuç beklemiyordum; "kurabiye kurabiyedir, ne kadar farklı olabilir ki" diye düşünmüştüm. Yanılmışım, kim bilir bu etkinlikte daha ne kadar değişik ve lezzetli tariflerle karşılaşacağız.
Onları "en güzel nasıl sunabilirim?" diye düşünürken, yanıbaşımdaki limon ağacımın çiçeklerinin kokusu geldi burnuma... Baktım, "bu kurabiyenin tadı en güzel böyle anlatılır" dedim:)

Yapımı hiç yormayan bu lezzetli kurabiyenin tadını tarif etmektense, "bana güvenin ve deneyin" diyorum. Gerçekten pişman olmayacaksınız.
Tarifle oynamayın, oranlar gerçekten çok iyi. Bir de: bu kurabiye durdukça güzelleşiyor.

Malzemeler:
12-16 adet için

  • 1 1/2 cup (225 gr)un
  • 1/2 paket kabartma tozu ( kurabiyeler fazlaca kabardığı için oranı azaltılmış halidir)
  • 60 gr margarin ya da tereyağı (yumuşak)
  • 1 1/2 yemek kaşığı süt
  • 1/3 cup (75 gr) toz şeker
  • 1/2 çay kaşığı vanilya esansı (ya da 1/2 paket vanilya)
  • 1 yumurta (oda ısısında)

Üzeri için (icing)
  • 3/4 cup (120 gr) pudra şekeri
  • 1 limonun rendelenmiş kabuğu
  • 2 çay kaşığı limon suyu ( 2 çorba kaşığı koydum, böyle tavsiye ederim)
Yapılışı

Büyük bir kaseye un ve kabartma tozunu birlikte eleyin.
Küp küp doğradığınız tereyağını ekleyerek, iyice karışana kadar ovalayın.
Şeker ve sütü küçük bir kapta-kısık ateşte-şeker iyice çözülene kadar karıştırın.
Vanilya ilave edip, beş dakika kadar soğumasını bekleyin.
Karışımı büyük kaba ilave edin, yumurtayı da ekleyerek iyice yoğurun.
Yumuşak bir hamur elde edeceksiniz, (Kurabiye hamuru olarak, gözünüze yumuşak gelebilir ama bu malzemelere hiç bir ekleme yapmayın, oranları çok iyi)
Hamuru 8 parçaya ayırın, her bir parçayı da ikiye kopartarak 16 adet eşit hamur elde etmeye çalışın.
Her parçayı tezgah üzerinde şerit haline gelene kadar yuvarlayın, ikiye katlayıp, birbiri üzerine sarın. Sonra iki ucunu birleştirerek bir halka elde edin. (Bu şekillendirme kısmını fotoğraflar daha iyi anlatır sanırım:)
Fırın kağıdı serdiğiniz tepsiye aralıklı yerleştirerek, 170 C ısıtılmış fırında altı hafifçe kızarana kadar pişirin (sardığınız kalınlığa bağlı olarak 15-25 dakika civarı)
Çıkan kurabiyeleri tel üzerinde soğumaya bırakın. Bu arada üzerinin kaplamasını hazırlayabilirsiniz:
Limon kaplaması (Lemon İcing)
Pudra şekerini -sıcak su dolu başka bir kabın içine oturttuğunuz-ısıya dayanıklı ufak bir kaba alın.
Limon kabuklarını ekleyin.
Limon suyunu azar azar ileve ederek karıştırın.
Şeker iyice çözülene kadar sıcak kabın içerisinde karıştırmaya devam edin.
tamamen soğumuş olan kurabiyeleri bu karışıma batırarak kaplayın, kurumasını bekleyin
Afiyet olsun.

14 Mayıs 2007

Yufkalı Çilek mi??


Bilmiyorum daha önce bahsettim mi? Evde tatlı, pasta, çörek vs fazla bulundurmamaya çalışıyorum. Aslında yapmaktan çok fazla keyif alıyorum, Mimi de çok seviyor..
Tabi bir heves yapılıyor, sonra büyük bir kısmını anne-baba mideye indiriyor ki; anne-babanın böyle şeylere hiç ihtiyacı yok!

Bu yüzden heveslenip de yaptığım şeyleri Mimi nin okuluna göndermeye başladım.
Hem ben mutlu olurum hem onlar diye düşündüm. Balkabaklı muffinler, pancakeler, vs.
Ufak ufak olunca yemeleri kolay olur diyerek, minik minik şeyler seçtim. Onlara uygun güzel bir kutuyla gönderdim.

Öğretmeni anlattı: Yiyecekler, arkadaşları tarafından çok beğeniliyormuş. Bu da bizimkinin havalara girmesine sebep olmuş. Kutuyu açıp, arkadaşlarına göstere göstere önce kendi birgüzel yiyor, milletin ağzının suyunu akıttıktan sonra da ikram ediyormuş. Beğenilirse de böbürleniyormuş; "Annem yaptı" diye.

Şimdi alıştı, beslenme saatinde hemen ikram ediyormuş. Paylaşma konusunda hala sıkıntıları olan Mimi için iyi bir aşama diye düşündüm. Gururlanması da cabası:)

Geçenlerde yine birşeyler istedi. Evde çilek vardı, tart yaparmıyım diye düşündüm?
Hamur yoğurma işini çok sevmem, üşendim.
Baktım dolapta iki yufka, aklıma bir fikir geldi..

Yufkaları, aralarına fırçayla zeytinyağı sürüp, vanilyalı pudra şeker serpip, üst üste koydum.
Metal kalıpla yufkadan yuvarlaklar kestim. (26 adet çıktı)
Küçük muffin kaplarına yufkaları yerleştirdim (tart hamuru gibi)
Fırında 15 dakika (kızarana kadar) pişirdim.
Bu arada vanilyalı muhallebi yaptım.
Muhallebi ve yufkalar soğuyunca, muhallebileri yufka kaplarına bölüştürdüm.
Küçük paket dr oetker tart jölesi hazırladım.
Çilekleri jöleye batırıp, minik tartların üzerine yerlestirdim. (bir tanesini kaçırıp, tadına baktım: OO çok lezzetliydi, ve çıtır çıtır)
Nane yapraklarıyle süsledim. Güzel bir kutuya yerleştirip buzdolabına koydum.

Hoşuma gitti doğrusu:)
Bakalım bizim prof ne diyecek:))


Diye noktaladım yazımı. Ertesi sabah okula götürmesi için dolaptan çıkartıp, kutuyu Mimi ye verdim. İçimden birşey dürttü, "kapağı açıp bir kontrol edeyim "dedim..

Nı nı nıı nııı!!!!
Yamuk yumuk birsürü şey birbirine geçmiş bir halde bana bakıyordu:(((

Hiç aklıma gelmedi ki, bunları hemen tüketmek lazım, yoksa yufka ıslanıp hamurlaşır. Millet boşuna değil, uğraşıp bunları tart hamuru ile yapıyor..
Yine de acil durumlar için lezzetli bir kurtarıcı sayılabilir, tabi hemen servis yapmak kaydıyla:)

06 Nisan 2007

Ankart2007 veee Süper muffinler!!

Bulut geçti..
Sakinleştim..
Bunda en büyük pay sevgili "görgü tanığı"mın ve sevgili Defne nin:)
Her ikisini de tanımaktan gerçekten büyük mutluluk duydum.
Onlar, etrafta gezen milyonlarca "kazma"ya inat, pırıl-pırıl ,ışıl-ışıl güzel insanlar. Benim günümü de öylesine aydınlattılar ki, her ikisine de çookkk teşekkür ederim.

Tepemdeki kara bulutun gittiğini varsayarak, artık güzel şeylerden bahsetmek istiyorum. (Bu arada Mimi nin sayfasında da komik bir anı sizleri bekliyor)

Önce bir duyurum var:
ANKART2007 başlıyor.
2007 Ankara Sanat Fuarı,
Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi,
Kennedy Caddesi No 4, Kavaklıdere -Ankara
9-15 Nisan 2007,
Saat 11-20.00 arası

Amblemi de yayınlamak isterdim ama resim formatını vermemişler. O yüzden sadece link yayınlayabiliyorum. Dilerim geçtiğimiz yıldan daha zengin bir fuar olur. 2006 fuarı bana pek tatmin edici gelmemişti açıkçası. Ruhumuzun da beslenmeye ihtiyacı var değil mi?

Bu kadar yazıdan sonra biraz da mideyi şenlendirelim. Yine bir muffin tarifi, yine aynı kitaptan. (Women's Weekly Cookbooks- Muffins Scones & Breads)
Ancak bu seferki tarif şu ana kadar denediklerim içinde EN beğenileni oldu. Acayip birşey, muffin sevenlere şiddetle öneririm.
Üstelik hazırlaması çok çabuk ve kolay, 20 dakikada hazır..


Turunçgil ve Haşhaş Tohumlu Muffin

Malzemeler:
12 adet için - büyük muffin kalıbı ile,
24 adet için - küçük muffin kalıbı ile (ben küçük kalıp kullanıyorum)

  • 125 gr yumuşak margarin ya da tereyağı (90 gr kullanabilirsiniz)
  • 1 adet limonun rendelenmiş kabuğu
  • 1 adet portakalın rendelenmiş kabuğu
  • 1 adet lime ın rendelenmiş kabuğu *
  • 2/3 cup (150 gr) toz şeker
  • 2 adet yumurta,
  • 2 cup ( 300 gr) elenmiş un
  • 1 paket kabartma tozu,
  • 1/2 paket vanilya,
  • 1 cup (250 ml) süt
  • 1/2 limonun ya da lime ın suyu
  • 2 çorba kaşığı haşhaş tohumu

*Not: Lime, yeşil limona çok benzeyen , ama kokusu biraz daha farklı bir turunçgil. Ankara da Real ya da Bülten sokaktaki Doğan Market te bulabilirsiniz. Bulamazsanız yerine limon kullanabilirsiniz elbette.


Yapılışı:

Geniş ve derin bir kaba yukarıdaki sıra ile tüm malzemeleri ekleyin.Eklerken bir yandan da mikserle orta devirde iyice karıştırın. En son haşhaş tohumlarını ekleyin ve karıştırın.Yağlanmış muffin kaplarına paylaştırıp, 180 derece ısıtılmış fırında 15-20 dakika pişirin.

(Büyük muffin kapları için süreyi belki biraz daha uzatmanız gerkebilir. Kürdan testi ile süreyi ayarlayın.)

..........*................

Şimdi size, hafif yağmurlu, ama bahar kokan bir Ankara gününde,

yumuşak, rahat koltuklarda, bu güzel muffinlerden ikram ediyorum.

Biraz ıslanmışsınız? Olsun bahar yağmuru iyidir, şimdi ısınırsınız..

Kahve, çay, bitki çayı, ne alırdınız?..................

Hepinize iyi tatiller, yanınızda, civarınızda hep iyi insanlar olsun

05 Mart 2007

Baba ya doğumgünü pastası


Geçenlerde Eşimin doğumgününü kutladık. Dolapta hazır şeker hamurları, eh iyi- kötü, bir kere bulaşmışız da bu işlere; tabi günler öncesinden ellerim kaşınmaya başladı. "Bu sefer daha iyi olmalı " dedim kendime. Kafamda tasarımım da hazırdı zaten...

Eşimin harika bir hobisi var: Balıkçılık. (Ankarada oturuyoruz diye şaşırmayın, balıkçılık için uygun, tahmin edemeyeceğiniz kadar çok yer var civarda)

Tek amaç balıkları avlamak olmasa da doğada olmak, işin kendine özel alet edevatlarına sahip olmak , uyulması gereken kuralları, hatta ritüelleri ,giyimi kuşamı onda bir tutkudur. En büyük hayali ise Mimi biraz daha büyüyünce onunla balığa çıkmak.
Eh, pastanın teması yeterince açık değil mi?
Mimi ve babası balık avında!

Hemen plan yapılıyor:
Mimi ve babasını oyun hamurundan yapmak en kolayı,(öyle zannet!) bir gün öncesinden gizlice yaptım bile.

Ben çocukken doğumgünü pastalarımın birinde (dikkat edin 60 ların sonundan bahsediyorum)jöleden yapılmış bir havuz ve içinde şeker hamurundan pembe balıklar vardı . Harikaydı.

Bunu kullanabilirim: Jöle ve deniz.. Mavi şeker hamurum zaten var...Güzel.
Bu sefer kararlıyım hazır pandispanya kullanacağım, ama yine denesem mi, tam istediğim boy, ufak bir kalıp da almıştım hani..Nasıl olsa yedekte hazır kek tabanı var. (İflah olmazsın sen..dene de gör)
Geçen sefer ara krema güzeldi onu yapayım. (evet krema da hazır) Meyvalar dilimlensin: Ananas ve çilek.
Güzel heşey hazı görünüyor, başlıyoruz... (Görünüşe aldanma!!:)



Pandispanya fırından çıktı, ağlamak üzereyim, sonuç yine hüsran, üstelik bu sefer daha bile beter. (Henüz Hanimiş in notlarını okumamışım çünkü, kek kenarlara tırmanmıyor )
Neyse hazır pandispanya kullanalım.

Hmm çok güzel işte budur, kremayı da süreliimm, meyva dilimlerini ve çikolata parçalarını da serpiştireliimm.. O da neeee?? Bu kek üç katlı, benim krema ilk katta bitti??? Offf!!
Neyse evde toz krem şanti var, bir katı da öyle yaparız artık..

Bu arada pandispanyayı Burcu nun öğrettiği şekilde hindistan cevizi sütü ile ıslatıyorum (bu cidden çok iyi oluyor) Şimdi krem şanti yayalım bu kata da . Evet meyvalar, çikolatalar.. Hmm güzel. Krem şanti arttı üzerini de kaplayalım şöylee.. Bu kekte hafif bir eğrilik mi var bana mı öyle geliyor? Neyse işimize bakalım.Sıra şeker hamurunda.

O neee?? bu nasıl bir mavi böyle? hayal ettiğim bu değildi ama yapacak birşey yok artık.
Evet hamur açmada ustalaşmışız iyi gidiyor, güzelce kapladık, hala bir yamukluk var kekte ama?
Kenarlara bariyer yapmak lazım, jöle akmasın.. Yapıyoruz. Bariyerleri suyla yapıştırıyoruz iyice... Oyun hamuru figürleri de yerleştiriyoruz ama figürler kurumuş, çatlamış ve de dağılmış!!! Yeniden yapıştırmaya çalışıyoruz!!!
Ve jöle! Güzelce azar azar döküyoruz kaşıkla, soğumaya yakın. Ooo çok güzel oldu. Fakat aksilik işte balıkları unuttuk. Hemen yerleştiriyoruz balıkları, üzerine bir kat daha jöle: İşte herşeyin bittiği o an!!! Jöleler kenardan akmaya başlıyor çünkü pasta eğri, şeker hamuru erimiş, her yer mavi.. İçine koyduğum balıklar darmadağın.. Yeter, Buraya kadar!
Kaptığım gibi dolaba koyuyorum pastayı.
Akşam çıkartıp çıkartmamaya karar veremedim. Ama Mimi tutturdu "nerde pasta, doğumgünü pastasız olmaz ki" diye. Mecburen çıkarttım.
Bence berbattı. Ama eşim öyle duygulandı ki.. İçeri tabak getirmeye gidip geldim, hala pastanın başında mutlu mutlu seyrediyordu.
Herşeye değdiğini hissettim...
Pastanın tadı da çok iyiydi bu arada. Tabi herzamanki gibi üstü yenmedi.:)
Mimi bir an babasına hediyesini getirmek üzere ortadan yok oldu. Bu şekilde geldi.. Babası bunun hayatının en güzel hediyesi olduğunu söyledi. Anne ufaktan hislendi:)

24 Şubat 2007

Sonunda ben de bu işlere bulaştım..

Şu pasta yapma işine hiç bulaşmayım diye hep uzak duruyordum. Çünkü ben kendimi bilirim, bu işten büyük keyif alacağımdan eminim. Sonrası mı? Ooo her dakka bir pasta yaparım sonra da oturup yeriz, lüzumsuz bir yığın kalori, şeker şu bu..Bu yaş için akıl işi değil..

Ama buraya kadarmış:) Daha fazla direnemedim. Deli gibi yağmur yağan bir günde Pastacı Burcu nun sayfasından verilen adresi alıp, tuttum Gimat ın yolunu. Ne tarif ettiyse buldum aldım. Tarih 14 Şubat tı.

14 Şubat annemle babamın evlilik yıldönümüdür. Bu yıl 43. yıllarını kutladılar. Daha nice nice sağlık ve mutluluk dolu yılları olsun birlikte. Ve ilk pastamı onlara yaptım.


Pastanın yapımından önce başıma gelenleri anlatayım:

Önce pandispanyayı yapayım dedim. Tarifi Burcu nun sayfasında. Fakat çıkan kek kenarları içe çökmüş, üzeri eğri büğrü bir kekti. (Sonra Hanimiş in sayfasında okudum kek kalıbının kenarlarının tırmanması için kalıbın kenarları yağlanmamalıymış)

Pandispanyayı nasıl işe yarar hale getirebilirim diye düşünürken kalpli kurabiye kalıpları gözüme çarptı. Onlarla pandispanyayı bir güzel kestim.

Sonra iç kremasını hazırladım. Onun tarifi de yine Pastacı Burcu dan. Kremalardan, muhallebi gibi olan pastacı kremasını seçtim. Güzel ve lezzetli bir krema oldu.

Kalpleri üç dilime böldüm. Aralarına kremayı sürdüm. Muz dilimleri ve çikolata parçaları koydum.

Şeker hamuru macerası ayrı bir hikaye: Şeker hamuru için malzemelerim tamdı ve kendim yapmaya kalktım. (Allahtan bir gün önceden denemiştim.) Onları yoğuracağım diye kan ter içinde kaldım. Her yer boya şeker ve macun kıvamındaki malzemleyle kaplıydı evde. Sonunda hatayı nerede yaptığımı buldum: Burcu basbas bağırıyordu;"şu marka çok ince çekilmiş pudra şekeri kullanın" diye. Ben gittim dr oetker marka market pudra şekeri kullandım. Şeker hamurunun içinde adeta kesme şeker gibi kaldı..

"Delimiyim ben " diyip gittim hazır şeker hamuru aldım. O da ayrı bir maceraydı. Ne sert şey o şeker hamuru öyle? Al takke ver külah birşeyler yaptım işte. Bütün bunları yaparken de sevgili Burcu & Burcu yu bir kez daha takdir ettim. Cidden çok zor ve zahmetli iş yapıyorlar, her babayiğidin harcı değil pasta işi.

Sonuçta, yamuk yumuk ilk pastalarım huzurlarınızda. Ama biliyorum ben iflah olmam, arkası gelir bunların:)

Not: Bütün bu emek zahmetin karşılığında üstündeki şeker hamurunu yemediğimizi de belirtmeliyim. Çok fazla boya, glikoz, şeker vs. Hiç gerek yok vücuda bunları sokmaya. Yani bütün bu emek zahmet sadece göz zevki için..

18 Şubat 2007

Ye#19- kek ye Balkabaklı Mini Kek-Krem peynir kreması ile



Yemek etkinlikleri sırasında en beklediğim konulardan biriydi kek. Çünkü ben, bir iki tarife takılmış, sürekli onları yapan, ve bu konuda fazla fikri olmayan biriyim. Anlayacağınız bu etkinlik benim çok işime yarayacak.

Konuyu seçen Kek Evi nin sahibi Sevgili Ayşenur a çok teşekkürler, sayesinde elimizin altında en alasından bir sürü tarif olacak.
Evet, yazdığım gibi ben çok başarılı bulduğum iki tarif dışında (biri sevgili Marianne nin muhteşem keki, diğeri de Starbucks ın havuçlı keki) kek yapmayı bilmiyorum. Bu yüzden etkinliğe, bana daha pratik gelen ve daha sık yaptığım mini keklerle katılmak istedim.
Aslında bu keklere Muffin ya da cupcake deniyor, ben tam Türkçe karşılığını bilemediğimden böyle isimlendirdim.
Uzun zamandır merak ettiğim, "aralarındaki fark nedir?" sorusunun cevabını da sanırım bu vesile ile anladım (yanılıyorsam, lütfen bilenler düzeltsin):
Muffinler minicik kekler, ve bunlar direkt kek kalıbına dökülerek yapılıyor, ayrıca kağıt kalıp kullanılmıyor. Üstleri de bildiğim kadarıyla süslenmiyor.
Cupcake ler, mutlaka bir kağıt kalıp içerisinde pişiyor ve üzerleri krema vs ile kaplanıyor, sonra da güzelce süsleniyor.
Ben bugünkü etkinlik için tarifimi Cupcake Bake Shop adlı yabancı bir blogdan aldım. Bu tarifi oldukça sağlıklı ve hafif olduğu için seçtim ve ilk defa uyguladım. Sonuç benim için çok memnun ediciydi. (İçindeki kabak zaten bu keki nemli yapıyor bu yüzden bir tek tek yağ miktarını değiştirmeyi düşünürüm, oldukça yağlı oldu bana göre.)





Balkabaklı Cupcake

24 adet cupcake / 185 C fırında

1cup=1 su bardağı=125 ml
1 çay kaşığı= bizim tatlı kaşığımız

  • 3 cup un
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1/4 çay kaşığı tuz
  • 2 çay kaşığı tarçın
  • 1/4 çay kaşığı karanfil-zencefil-yenibahar karışımı
  • 1/8 çay kaşığı hint cevizi (nutmeg)
  • 2 cups toz şeker
  • 1 cup zeytinyağı (bence 1/2 bardak yeterli)
  • 3 yumurta (oda ısısında)
  • 2 çay kaşığı vanilya
  • 4 cups rendelenmiş taze balkabağı
  • 125 gr rendelenmiş beyaz çikolata

Yapılışı:

  1. Un, karbonat, tuz, kabartma tozu, tarçın ve baharatları genişce bir kaba birlikte eleyin.
  2. Başka bir kapta, şeker, yağ, yumurta ve vanilyayı çırpın.
  3. Kuru karışımın 1/4 kadarını ıslak karışıma yedirin iyice karıştırın.
  4. Kalan kuru karışımı kaşık kaşık ekleyerek karıştırmaya devam edin.
  5. Kuru karışımın hepsi bitince balkabağı rendesini ve çikolatayı kaşık kaşık eklemeye başlayın ( bu işlem sırasında elektrikli çırpıcınızın varsa hamur aparatı ile çalışmanızı öneririm,çok yoğun ve sert bir karışım oluyor)
  6. Karışımı, metal ya da silikon kalıpların içine yerleştirdiğiniz kağıt kalıplara, 2/3 oranında doldurun
  7. 180 C önceden ısıtılmış fırında 30-35 dakika pişirin.
  8. Kürdan testiyle kontrol ederek fırından çıkardığınız kekleri tel ızgara üzerinde soğumaya bırakın. İyice soğuduktan sonra süsleme işlemine geçebilirsiniz.

Üzerini kaplamak için:

Peynirli Krema

Malzemeler:
  • 250 gr krem peynir= labne olabilir
  • 50 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
  • 3 cups elenmiş pudra şekeri
  • 1 çay kaşığı vanilya



Yapılışı:
1. Elektrikli mikserle yağ ve peyniri krema kıvamına gelinceye kadar çırpın.

2. Üzerine pudra şekeri ve vanilyayı ilave ederek karışıncaya kadar çırpmaya devam edin.(Şekeri ilave ederken tadına bakın, istediğiniz tada gelinceye kadar ekleyin-2bardak yeterli oluyor bence)

3. Buzdolabında 1 saat bekletin

4. Sıkma torbasına doldurup, keklerin üzerine süsleyin.

Afiyet olsun