çeşitli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çeşitli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2008

Ispanaklı Krep



Simin okulda krep yediğini ve çok beğendiğini söyledi. Bu kadar sevdiğim bir yemeği ona daha önce ona hiç tattırmamış olduğumu düşünüp, utandım:)
Hemen, çok sevdiğim anneannemden kalma krep tarifini çıkartıp, ufak krepler hazırladım.
Sonra evdeki tavukyemezi hatırlayıp (eşim), içine herkesin sevebileceği ne koyabilirim diye düşündüm..
Ortak paydamız ıspanak oldu. Tavuğu da,
Mimi için , sarmısak ve soya sosu ile soteleyip, krep yanında servis etmek üzere hazırladım.

Mimi, beğendiği krepin böyle olmadığını, içinde bal olduğunu söyleyince duruma uyandım..
Neyse ki çok sayıda krep vardı, yarısını kullanmamıştım. Kalanı ile, ertesi sabah Miminin istediği tatlı kreplerden yaptım.
Bu sayede bir yemekle iki post hazırladım:)
Elmalı krep bir sonraki yazıda..



Malzemeler:

8-10 adet krep için

Krep:
  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı un
  • 1 tutam tuz
  • 1+3/4 bardak süt
  • 1 çorba kaşığı şeker

İç:
  • 1 paket ıspanak
  • 1 adet kuru soğan
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağ
  • 2 diş sarımsak
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1,5 su bardağı süt
  • 1/3 su bardağı krema
  • 100 gr labne peynir

Üzeri için:
  • Ceviz içi
  • kaşar ya da parmesan peyniri

Yapılışı:

  • Krep malzemelerinin tamamını karıştırıp, buzdolabında yarım saat dinlendirin.
  • Soğanları küp küp doğrayıp, sarmısakla birlikte, zeytinyağında şeffaflaştırın
  • İyice yıkayıp suyunu süzdüğünüz ıspanakları soğanlarla birlikte soteleyin.
  • Üzerini kapatıp, kısık ateşte pişirin.
  • Suyunu bırakıp çeken ıspanakları bir süzgece alıp bekletirken, ıspanakların piştiği tencere/tavaya unu ilave edip bir-iki dakika kavurun.
  • Kavrulan una sütü ilave edip, çırpma teli ile karıştırarak koyulaştırın.
  • En son krema ve peyniri de ilave edip iyice karıştırın.
  • Ispanakları bu karışıma ilave ederek bir kaç dakika pişirin.
  • Çok az yağladığınız yapışmaz tavaya krep karışımından dökerek, mümkün olduğu kadar ince krepler pişirin.
  • Ilıklaşan ıspanak karışımını kreplere bölüştürüp, dilerseniz rulo, dilerseniz katlayarak ve üzerine peynir rendesi serperek ve ceviz koyararak servis yapın.
İkinci bir alternatif olarak:
  • Kremalı sostan iki ölçü hazırlayıp, rulo yaptığınız kreplerin üzerine dökün. Üzerine kaşar peyniri rendesi ve tatlı toz kırmızı biber serperek peynirler eriyene dek fırınlayın. Bambaşka bir yemek elde edeceksiniz:)

Afiyet olsun..

Notlar ve püf noktaları.

  • Pişen krepleri üst üste bir tabağa koyup üzerini kapatarak bir süre dinlendirirseniz, (hiç yağ kullanmadan hazırlamış olsanız bile) çok esnek ve yumuşak krepler elde edersiniz.
  • Hazırlayacağınız farklı iç malzemlerle tatlı ya da tuzlu krepler oluşturabilirsiniz.
  • Krepler bir gün öncesinden pişirip, buzdolabında bekletilmeye çok uygun. İç mazlemeyi de önceden pişirirseniz, misafirler için kolaylıkla hazırlayacağınız pratik bir yemek elde edersiniz.
  • Krep karışımını pişirmeden önce buzdolabında yarım saat bekletmeyi unutmayın. Kreplerin lezzet ve homojenliği için bu detay çok önemli.

21 Şubat 2008

Meyva Salatası





Ev toplantılarımızda, hazırladığım ikramlar içerisinde en büyük tezahuratı hangi yiyecek alır bilir misiniz? Meyva salatası.
Hem tatlı, hem meyva yerine geçer. Yemesi keyifli, sunumu çeşitlidir. Mevsimine göre her meyva ile hazırlanması mümkündür. Bir iki dokunuşla bambaşka lezzetlere dönüşebilir..
Daha sayayım mı?

Genellikle büyük cam bir kasede hazırlarım meyva salatasını. Görüntüsüne bayılırım çünkü.
Bu sefer, görüntüyü daha da pekiştirebilmek adına, meşhur minik kaseleri kullandım ve tek kişilik salatalar hazırladım.

Sanırım herkesin kendi damak zevkine uygun olarak hazırladığı bir meyva salatası vardır. Bu yüzden, şimdi yazacaklarım, bir tariften ziyade, meyva salatasına kendi damak zevkimce yaptığım ufak eklemeler, dokunuşlar.




Meyva Salatası:

  • Mevsim meyvalarından damak zevkinize göre seçtiklerinizi yıkayıp, soyup minik minik doğrayın.
  • Bir miktar portakla suyuna biraz limon ekleyerek meyvaların üzerine döküp karıştırın. (Bu meyvaları tatlandırdığı gibi kararmalarını da önlüyor. Daha yoğun bir tat isterseniz, bu yarışıma şeker ilave edebilirsiniz.)
  • Dileyenler, portakal suyu karışımına bir kaç kaşık rom ekleyebilirler, tavsiye ederim.
  • Küçük kaselere paylaştırıp, üzerine vanilyalı dondurma, kaymak, vanilyalı puding ya da vanilya sosu ve tarçınla, hatta sadece tarçınla servis yapabilirsiniz. Benim tercihim vanilya sosu. *

* Vanilya sosunu; hazır vanilyalı pudinge, tarifte belirtilenden biraz daha fazla süt ekleyerek hazırlayabilirsiniz. Bulabilirseniz, bir miktar çubuk vanilya ilave etmenizi öneririm.




Meyva salatasının en güzel sunum şekillerinden biri de; jöleyle hazırlamaktır. Bu, biraz daha vakit ve emek gerektiren bir sunum olsa da, sonuç bence çok etkileyicidir.

Ben genelde büyük kaplarda jöle hazırlarken başarısız olurum. Ama bu sefer, tek kişilik kaselerle denediğimde işi çok kolay hallettiğimi gördüm. Size de tavsiye ederim. Katları hazırlarken donmaları daha kolay olduğu için, büyük kaseye göre oldukça pratik.




Jöleli Meyva Salatası:

  • Mevsim meyvalarını küçük küçük doğrayın. Elme, portakal gibi meyvaları, kasenizin boyuna uygun ebatlarda, ince, ince dilimleyin.
  • Jöleyi paketindeki tarife göre hazırlayın. Henüz sıcakken kaselerin dibine bir miktar dökün.
  • Kaseleri buzluğa koyup , jöleler katılaşana kadar soğutun.
  • Katılaşan jölelerin üzerine meyva küp ve dilimlerini dilediğiniz şekillerde yerleştirin.
  • Kaseleri, meyvaların üzerini kaplayacak kadar jöle ile doldurun.
  • Jöle katılaşana kadar, tekrar buzdolabında bekletin.

Hazır olduktan sonra, üzerlerini süsleyip servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun.


13 Şubat 2008

Frittatas



Ben frittata'yı aslında Meksika yemeği sanırdım. Adında öyle bir tını var:)
Meğer o bir İtalyanmış..
Bu tarifi bulduğumda; içindeki fesleğenden anladım durumu:) Sonra internette biraz araştırma: Evet o bir İtalyan...

Damak tadımıza çok uydu bu Akdenizli yemek. Üstelik içindekileri çeşitleme imkanının olması tam da bana göre. Bir sefer sebzelisi denenir, bir sefer domatesli fesleğenlisi. Dileyen şarküterili çeşitlemeler de yapabilir elbet..
Hepsi hepsi yarım saatte hazır.
İtalyanlar et yanında yerlermiş, ben yanında salata ve yoğurtla öğün yemeği olarak hazırladım, içeriği çok zengin çünkü.
Umarım siz de beğenirsiniz bu pratik ve lezzetli İtalyanı...


Malzemeler:
6 kişi için
  • 1 adet kuru soğan (ince kıyılmış) Ya da 4-5 adet taze soğan
  • 1-2 diş sarmısak
  • 3 kaşık zeytinyağı
  • 6 adet yumurta
  • 1/4 bardak süt
  • 1/2 bardak ufalanmış beyaz peynir (Ya da mozarella)
  • 1/2 ufak doğranmış kırmızı tatlı biber
  • 1 bardak konserve mısır
  • 1/2 bardak dilimlenmiş siyah zeytin
  • 1/4 demet maydanoz
  • öğütülmiş karabiber
  • Bir miktar taze kaşar ya da parmesan peyniri
  • Bulabilirseniz bir kaç yaprak taze fesleğen
  • Yanında servis etmek üzere yoğurt

Yapılışı

1. Soğanları yemeklik doğrayıp, zeytinyağında şeffaflaştırın. İnce kıyılmış sarmısakları ilave edin.

2. Dolmalık kırmızı biberleri ekleyip bir süre çevirin. Zeytin, mısır, maydanoz vs malzemeleri ekleyin.

3. Başka bir kapta, yumurtaları çırpın, süt ve peyniri ekleyin. Bu karışımı tavadaki sebzelerin üzerine dökün.

4. Orta ateşte, ara sıra kenarlarından spatula ile kaldırarak, pişmeyen kısımların alta geçmesine yardımcı olun.

5. Birkaç dakika bu şekilde pişirdikten sonra, parmesan ya da kaşar rendesini üzerine serpiştirip, tavayı 175 C ısıttığınız fırına koyun

Üzeri pişince fırından alıp, soğumaya bırakın. Ilıklaşınca keserek servis yapın.

Afiyet olsun.



Notlar ve Püf noktaları

Frittata, omelete çok benzer bir İtalyan yemeği. Omletten farklı olarak, ocakta pişmeye başlayıp, pişmesini fırında tamamlıyor.

Frittata tarifleri, içine konan malzemeler açısından çok çeşitli olabiliyor. Salam, sosis, sucuk gibi şarküteri ürünleriyle hazırlayabileceğiniz gibi, mantarlı peynirli, ya da hafifçe sotelediğiniz sebze karışımları (havuç, kabak, mantar vs) ile çeşitlemeler yapmanız mümkün. Sıvı mikratını arttıracağından, domates kullanmamanızı öneririm. Ya da iyice suyunu süzdükten sonra kullanın.

Hazırlaması son derece basit olan bu yemek, tercihen ılık tüketiliyor. Kahvaltı ya da brunchlar için iyi bir alternatif.

Ben yanında yoğurtla servis yaptım, birbirlerine çok yakıştılar.

Hem ocak hem fırında piştiği için, ısıya dayanıklı fırınkabı, borcam, ya da en iyisi döküm demir tava kullanmanızı öneririm.

Yoğun yumurtadan dolayı kolesterol oranı yüksek bir yemek olacağından, birkaç yumurtayı tam kullanıp kalanını sadece beyazıyla da karıştırabilirsiniz.

18 Ocak 2008

Lorlu Nefis Börekler




Bu minik börekcikler var ya bu minicik şeyler, öyle şirin ve öyle lezzetliler ki.. Üstelik şıp diye hazırlanıveriyorlar.
Ama tek şart, şöyle mis gibi bir lor bulacaksınız, hem de tam tuzsuz. (Sayfanın takipçileri böyle bir loru nerede bulacaklarını artık biliyorlar:)
Ondan sonra 10-25 dakika içinde börekçikler sofranızda.
Üstelik çok sevimli minik ikramlar bunlar.
Tarif arşivden alındığı için fotoğraf düzenlemeleri biraz eksik oldu, biliyorum. Kusura bakmayın lütfen:)

Lorlu Minik Milfoyler

Malzemeler:
24 adet minik börek için:

  • 8 adet milföy hamuru
  • 200 gr tam tuzsuz lor peyniri
  • 1 adet domates,
  • 1 adet kırmızı tatlı biber
  • 1 avuç çekirdeği çıkmış siyah zeytin
  • maydanoz
  • üzerine sürmek için 1 yumurta sarısı


Yapılışı:


  • Domatesi, biberi minicik küpler şeklinde doğrayın.
  • maydanozu, zeytinleri incecik kıyın
  • lor peynirini çatalla ezin ve tüm iç malzemeleri ekleyerek iyice karıştırın.
  • İç malzemeyi milföy hamurlarının içine yerleştirip rulo yapın.
  • Her ruloyu 3 parçaya kesip, üzerine yumurta sarısı sürüp, önceden 175 derece ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar yaklaşık 20 dakika pişirin.
  • Ilık servis yapın.
Afiyet olsun.

Aynı malzemeler ve tatlı versiyonu:

(Bu tatlı böreklerin içlerini, Girit'in meşhur Kaliçunya'larından esinlenerek hazırladım



Tatlı Minik Milföyler

  • 8 adet milföy hamuru,
  • 200 gr tam tuzsuz lor peyniri
  • 2 çorba kaşığı toz şeker,
  • bir kaç dal taze nane,
  • 1 çay kaşığı toz tarçın
  • 1 yumurtanın sarısı
  • üzeri için bal
Lor peynirini çatalla ezin, içerisine incecik kıyılmış taze nane yapraklarını, tarçını ve toz şekeri ilave edip iyice karıştırın.
İç karışımı milföy hamırlarının içine yerleştirerek rulo yapın.
Her ruloyu keskin bir bıçakla üçe bölün.
Minik dilimleri, açık kısımları tepsiye/yukarıya gelecek şekilde çevirerek tepsiye dizin. üst kısımlarına yumurta sarısı sürün.
önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 20 dakika civarında pişirin.
Ilıkken üzerine bir miktar bal dökerek servis yapın.
Afiyet olsun.


10 Ocak 2008

Nohut Salatası ya da Nohut Salsa



Bu aralar Meksika mutfağına dadanmış durumdayım. Ankara'da iyi bir Meksika lokantası olmadığı için, evde yapabildiğim kadarıyla idare ediyorum. Bunun için Meksika yemekleri kitabı bile aldım. Ağırlıkla ete dayalı olsa da, bu mutfak bizim damak zevkimize çok uygun.

Salsa, Meksika mutfağının vazgeçilmezlerinden.
Bizim çoban salata benzeri, ama farklı malzemelerle de hazırlanabilen; vazgeçilmezleri soğan, zeytinyağı, maydanoz ve limon olan, ana yemek yanında servis edilen çok lezzetli salatalar. (Ben bunları ana yemek kategorisine bile alırım aslında)
Kitaptaki tarifleri deneyip çok beğendikten sonra birgün, elimdeki haşlanmış nohutla ne yapacağımı düşünürken, aklıma nohutlu salsa yapma fikri geldi. Sonuç, sizlerle paylaşmak isteyeceğim kadar tatmin edici oldu.

Eğer buzluğunuzda hazır haşlanmış nohut varsa, bu değişik, lezzetli ve sağlıklı tarifi çok kısa sürede hazırlayabilirsiniz. Dilerseniz konserve nohut da kullanabilirsiniz.




Nohutlu Salata/Salsa

Malzemeler:
4 kişilik

  • 1 kutu nohut konservesi ya da 3 su bardağı haşlanmış nohut
  • 1 adet salatalık
  • 1 adet kırmızı salçalık biber
  • 1/2 su bardağı dilimlenmiş zeytin
  • 1 adet kırmızı soğan
  • bolca maydanoz
  • 1 tatlı kaşığı kişniş tohumu
  • zeytinyağı
  • balzamik sirke
  • tuz

Hazırlanışı

  • Soğan, biber ve salatalığı küp küp doğrayın,
  • tüm malzemeleri karıştırın,
  • Zeytinyağı, tuz ve balzamik sirke oranlarını zevkinize göre ayarlayarak tatlandırın.
Afiyet olsun.

17 Aralık 2007

Sarmısaklı-Ispanaklı Ekmekler



Bu tarifi ve resimlerini birsüre önce hazırlamıştım. Bu nedenle resimde eski adres görünmekte.
Sizler lütfen yeni adresi kaydetmeyi unutmayın. Blogspottan ne kadar süreyle ulaşmaya devam edilebilir bilemiyorum.


Önceki tariflerimde bahsetmiştim; kış aylarında bizim evde her zaman hazır pişmiş ıspanak bulunur ve çeşitli şekillerde tüketilir diye.. Şimdi yazacağım sarmısaklı ekmekler de bu malzeme ile bir çırpıda yapılıveren bir aperatif. Dilerseniz çorba yanında dilerseniz tek başına sunun. Bayat ekmekleri değerlendirmek için de iyi bir yol sayılabilir.


Ispanaklı Ekmekler
10 dilim için: Malzemeler:
  • 10 dilim bayat ekmek
  • 1 kilodan hazırladığınız pişmiş ıspanağın yarısı
  • 1 yumurta
  • 100 gr kaşar peyniri
  • 1 çay kaşığı kırmızı pul biber
  • sarmısaklı zeytinyağı karışım (aşağıda tarifini vereceğim)
  • dilerseniz evde az kalan diğer peynirleri ilave edebilirsiniz
Yapılışı
  • Zeytinyağı karışımını fırça yardımıyla ekmeklerin bir yüzüne sürün,
  • Ispanak, yumurta, rendelenmiş kaşar peyniri ve pul biberi iyice karıştırın.
  • Yağlanmış ekmeklerin üzerine ıspanaklı karışımdan koyun
  • 180 C ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.

Sarmısaklı ekmek:
10 Dilim için
  • 10 dilim bayat ekmek
  • Zeytinyağ karışımı
(1/2 bardak sızma zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı kuru kekik, 1 çay kaşığı kuru biberiye, 1 adet defne yaprağı-ufalanmış, 2 diş ezilmiş sarmısak) Tüm bu baharatlar yerine Nomu-İtalian kullanabilirsiniz. Yapılışı:
Zeyinyağlı karışım için bütün malzemeleri karıştırıp 15 dakika bekletin.
  • Mutfak fırçası yardımıyla ekmeklerin 1 yüzüne sürün. (Dilerseniz üzerine kaşar peyniri rendesi koyabilirsiniz-ama böyle daha çıtır çıtır oluyor.)
  • 180 C ısıtılmış fırında -10-15 dakika kadar- kızarıncaya kadar pişirin.
  • Afiyet olsun.

    12 Kasım 2007

    Rustic Waffle



    Tost makinam bozulunca, bir tarafı waffle yapan yeni bir makina aldım sonunda. Ve çok sevdiğim waffleları evde yapabilmeye başladım.
    Aklımda, önce sevgili Münevver'in yayınladığı bir tarifi yapmak vardı. Ama son anda bulduğum bu reçetedeki malzemeler öyle aklımı çeldi ki, dayanamayıp açılışı bunlarla yaptım. Beğenmezsem, nasıl olsa Münevverin tarifi benim için garantili, onu yaparım diye düşündüm.
    Sonuç:
    Artık elimizde iki tane garantili tarif var...






    Malzemeler
    standard ölçekli cup ve kaşık ölçülerine göre verilmiştir.
    10-12 adet waffle için:
    • 1 cup (120 gr) tam buğday unu
    • 1 (120 gr) cup un
    • 1/2 çay kaşığı tuz
    • 1 çay kaşığı karbonat
    • 1 çay kaşığı kabartma tozu
    • 2 adet çırpılmış yumurta
    • 2 cups (475 ml) kefir (buttermilk)
    • 3 yemek kaşığı (45 ml) üzüm pekmezi
    • 1 yemek kaşığı (15 ml) zeytinyağı
    • 1/2 cup süt

    Yapılışı:
    • Kuru malzemelerin tümünü karıştırın.
    • Ayrı bir kapta sıvı malzemeleri karıştırın (süt hariç)
    • Sıvıları yavaş yavaş karıştırarak kurulara ekleyin.
    • Eğer fazla katı bir karışım olduysa bir miktar sütü azar azar ekleyin.



    Püf noktaları ve notlar:
    • Unun tamamını, tam buğday unu olarak kullanabilirsiniz.
    • Çok daha sağlıklı ve lezzetli bir seçim: 1 cup tam buğday unu ve 1 cup yulaf ezmesi de kullanabilirsiniz. Yulaf ezmesini robottan ya da rondodan geçirip iyice incelterek kulllanın. Daha sağlıklı ve daha kıtır wafflelar elde edersiniz.
    • Makinanızın ölçüsü değişebilir; ben makinaya her seferinde 3/4 cup kap karşım koydum.
    • Wafflelarınızın üzerine çok değişik şeyler koyabilirsiniz: Dondurma- çikolata sos-meyva salatası-kurutulmuş meyvalar-kuru yemişler-krema, vs
    Not: Mimi 'nin yeni macerası yayında..

    15 Eylül 2007

    Ye # 26 Aperatifler ve Mezeler


    Son bir kaç yemek etkinliğini kaçırdım. Benim şaşkınlığımdan. Bu aykini bari kaçırmayım derken, bir de baktım son yarım saat içerisindeyim:) Hemen arşivimi taradım:)

    Ayın etkinlik konusu: Aperatifler ve Mezeler. Ev sahibesi Cafe Gusto- Serpil. Konu seçimini çok beğendiğimi de ekleyerek, Sevgili Serpil'e teşekkür ediyorum.

    Bu tarifi birkaç ay önceki Sofra dergisinde görmüştüm. Önceleri çok dikkatini çekmemiş olsa da, bir süre sonra gözüme takıldı. Baktıkça çok lezzetli ve değişik olacağını düşünmeye başladım. Üstelik öyle kolaydı ki, yapmamak ayıp olacaktı.
    Yanılmamışım. Sonuç cidden beni çok memnun etti.

    Şimdi düşündüm de, tam bu etkiniğe uygun bir yiyecek. Hemen başlayım anlatmaya:

    Denizbörülceli mini sandöviçler

    Malzemeler:

    • 1 demet denizbörülcesi
    • 10 adet rol ekmeği
    • 1-2 adet domates
    • 1 avuç ceviz içi
    • kaşar peyniri rendesi (sepet peyniri daha iyi sonuç verdi-parmezan da süper olur gibime geliyor)
    • 1 çay kaşığı kimyon (Nomu Oriental ile denedim Mmmmmm!!! süper)
    • Sızma zeytinyağı

    Yapılışı:

    Deniz börülecelerini yumuşayana kadar kaynar suda haşlayın.
    Ayıklayın (Sap kısımlarının dibinden iki parmağınızla tutup, diğer elinizin iki parmağıyla sıyırarak, içindeki sert kısmı çıkartın.)
    Domateslerin kabuklarını soyup minik doğrayın.
    Cevizleri ufalayın
    Peyniri rendeleyin.
    Bütün malzemeleri iyice karıştıp zeytinyağı ve kimyon (ya da Nomu ) ekleyerek iyice karıştırın.
    Minik rol ekmeklerinin içine yerleştirip servis yapın.

    umarım siz de benim kadar beğenirsiniz,
    Afiyet olsun.


    07 Eylül 2007

    Madam Afro'nun Domates Reçeli

    Yemek.Name dergisindeki köşemi izliyorsanız, sunum işine merakımı da biliyorsunuzdur.
    Bir önceki yazımda Madam Afro'nun zarif ikramlarından bahsetmiştim.
    Eskiden Rum komşuları olan büyüklerimiz daha iyi hatırlayacaktır bu incelik dolu ikramları.

    Eski adetlerine göre Rumlar gelen misafirlerine tatlı yerine reçel ikram ederlermiş. (Muhtemelen uzun süre saklanması ve evde sürekli bulundurulması kolay olduğu için) Ama marmelat, ya da çilek reçeli, gibi kahvaltılık reçellerden değil; büyük parçalı, sert ve yapımı oldukça zahmetli reçeller.
    Mesela incir, portakal ya da turunç kabuğu, üzüm, domates vs. (sakız reçelini-aslında sakız macunu- daha sonra anlatacağım)
    Ufak ve güzel bir tabağa, en fazla iki parça konur, minik bir çatal ve mutlaka yanında bir bardak su ve peçete ile bir tepside özenle sunulurmuş.
    Arkasından da mutlaka çok iyi pişirilmiş bol köpüklü bir Türk kahvesi...

    Bu yüzden hanımlar arasında iyi reçel yapmak önemli bir meziyetmiş.
    Ben bu reçeli ilk defa Kaz Dağı eteklerinde, Yeşilyurt köyünde kaldığımız çok güzel bir butik otelde yemiştim. Ne olduğunu anlayamamıştım ama tadına bayılmıştım. Öğrendim ki domates reçeliymiş ve Bozcaada'dan geliyormuş.
    Ertesi gün kahvaltıda aynı reçeli yiyip bayılan, ve çeşitli tahminlerde bulunan bir hanıma yediği şeyin domates reçeli olduğunu söylediğimde, çatalını fırtalıp "ığğ katiyen yemem!" demişti. Oysa, ben söyleyene kadar bayıla bayıla yiyordu bu zarif hanım:)

    Ertesi sene Bozcaada hikayemizi ve reçeli yapmayı öğrenişimi zaten biliyorsunuz.
    Gelelim yapımına;



    Öncelikle belirtmem gerekiyor ki, bu reçelde sadece bir cins domates kullanılıyor. İtalyan domatesi deniyor ama daha ufak bir çeşidi. Yumurta şeklinde, yaklaşık 3-4 cm boyunda. Oldukça sert bir domates. Şansıma ilk defa pazarda rastladım. Bozcaada'da sürekli yetiştiriliyor ama her yerde her zaman bulmak pek kolay değil.
    Ebatları hakkında fikir vermesi için çay kaşığını referans olarak koydum.


    Evde olmadığı için kireç kaymağı yapımını görüntüleyemedim ve en güzel tarifi sevgili Münevver'in verdiğini görüp, yazısına bağlantı verdim. (Yani aslında ben bu reçeli yaparmış gibi yaptım, çünkü kireç olmadan olmaz:)

    Madam Afro'nun Domates reçeli

    Malzemeler

    • 40 adet domates
    • 40 adet taze badem
    • 8 su bardağı şeker
    • 4 su bardağı su
    • 1.5 tatlı kaşığı limon tuzu
    • Dilerseniz bir çay kaşığı vanilya (diğer tariflerde var ama Afro bunu koymadı)



    Yapılışı

    1. Bademleri bir gece önceden suya koyun. Ertesi gün kabuklarını soyun.
    2. Domatesleri yıkadıktan sonra kabuklarını özenle soyun,
    3. Soyulmuş domatesleri, sönmemiş kireç kaymağında 2 saat kadar bekletin.
    4. İyice sertleşen domatesleri kireç suyundan çıkartıp bol suyla 2-3 kez yıkayın.
    5. Domatesleri avucunuzla sıkıca kavrayarak ALT kısımlarından delin.
    6. Yine avucunuzla kavrayarak, yavaş yavaş sıkıp, içindeki tüm suyu çıkartın. (Bu işlemi çok dikkatli yapmalısınız, domates patlamamalı, suyu sadece deldiğiniz delikten boşalmalı)
    7. Suyu sıkılmış domateslerin içerisine soyulmuş bademlerden birer adet yerleştirin. Domatesleri yeniden avucunuzla sıkıştırın
    8. Şeker ve suyu yarım saat kaynatın. Sürenin sonunda domatesleri içine atın.
    9. 30-45 dakika civarında pişirin. Pişmeye yakın limontuzunu atın.
    10. Şerbeti tabağa damlatma yöntemiyle pişmeyi kontrol edin.
    11. Reçelleri çok dikkatle kavanozlara boşaltın.

    Afiyet olsun.

    Notlar:
    • Domatesleri soyarken delmemeye özen gösterin. (Benim meşhur domates soyucu, burada çok işe yarıyor) Domateslerin bütün halde olmaları çok önemli.
    • Aynı şekilde suyunu sıkarken de çok dikkatli ve yavaş olmalısınız. Sadece deldiğiniz delikten içindeki bütün suyu çıkartmaya çalışmalısınız.
    • Suyu kaldığı müddetçe hem tadı farklılaşıyor, hem de reçelin rengi koyulaşıyor ki, ustaları bunun olmasını makbul bulmuyorlar.
    • Bazıları vanilya koyuyor, bazıları koymuyor. Ümit Hamlacıbaşı Kala-Afiyet adlı kitabında, bu reçeli anlatırken, vanilya yerine ıtır yaprağı koyulmasından da bahsediyor.
    Bunlar tatilden topladıklarım:
    Acemi aşçının alış-verişi de bu kadar olur ancak:)

    Not: Doğum Günün Kutlu olsun canım kızım, nice mutlu yaşlara

    03 Eylül 2007

    Bozcaada güzellikleri


    2002 Eylül sonu, Ankara'daki sergimin açılışının hemen ardından gitmiştim Bozcaadaya.
    Daha gitmeden, nasıl olduğunu bilmeden bile çok seveceğimi, çok etkileneceğimi biliyordum. Hatta neredeyse emindim.

    O sıralar Yaşar Kemal'in (hala 4.sünü tamamlayamadığı ) "Bir ada hikayesi dörtlemesi" ni okumuştum ve ciddi bir biçimde kitabın etkisi altındaydım. Nedense, kitaptaki adanın Bozcaada'dan esinlenerek oluşturulduğunu hissediyordum. (Böyle de takıntılarım vardır benim:)

    Bu seriyi okumadıysanız (Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Karıncanın Su İçtiği, Tan Yeri Horozları) öneririm, muhteşemler.

    Detayları atlayıp, sadede geliyorum:


    Önceden Yeşilyurt köyünde tadına bakıp da, bayıldığım domates reçelinin, yalnız bu adada yapıldığını öğrenince çok şaşırmıştım. Bu geleneksel Rum lezzetini günümüzde sadece Bozcaada'da çok az sayıda kalan Rumlar yaşatıyormuş.
    Tesadüfen onlardan biriyle tanışmıştım Bozcaada'da: Sevgili Madam Afro..

    Eski Şarap fabrikasının yanındaki -soluklanmak için gittiğimiz-küçük kır kahvesini işletiyordu.
    Minik kedisi hemen kucağıma çıkıp, şerçe parmağımı emmeye başlamıştı:)

    Tanıştığımız andan itibaren Madam Afro ile aramızda çok garip bir bağ oluştu. Sanki birbirimizi çok uzun zamandır tanırmış gibi- tanımlanamaz...
    Bozcaada'da her gün, onun yanındaydım. Çok sevdiğimi öğrenince:

    Hazırlarını alma sakın, glikoz koyarlar. Yarın buranın pazarı var git domates al da, ben sana yapmayı öğretirim" dedi.

    Ertesi gün, birlikte domates reçeli yaptık. Bir bir öğretti bütün inceliklerini. Sonra kendi de şaştı " Bunu kızım dahil ilk defa sana öğrettim ben" dedi. Yağan yağmur sonrası tepelere çıkıp salyangoz topladık. Uzun, keyifli, bol ve şen kahkahalı sohbetler ettik, dertleştik. Bilgeliğine, hayata bakışındaki kendisi ve dünyayla barışıklığına, espirilerine, bende yarattığı huzura inanamadım.
    Ayrıldıktan sonra ona birlikte reçel yaparken çekilmiş resmimizi gönderdim. Ve bir kaç telefon.

    Hesapladım; beş yıl olmuş kalbimi bıraktığım o huzur dolu adaya gitmeyeli. Oysa "seneye buradayım" demiştim ona.


    Gelişimi haber vermedim, sürpriz yaptım bu yıl. Kır kahvesinde birbirimize sarılıp, uzunca bir zaman ayrılamadık..
    "Yunanistan'dan kendi kızım gelse bu kadar sevinirdim ancak" dedi. "Hep fotoğraflarımıza baktım durdum"
    Mimi'nin doğumunu haber almıştı, yine de görünce çok şaşırdı. "Ne çabuk büyümüş" , "Sana söylemiştim; gelecek diye" dedi.
    Koştu içerden ona hediyeler getirdi, iki arada derede o eski geleneklerini hiç aksatmadan, bize ikramlarda bulundu.


    Kendimi hiç hissetmediğim kadar "iyi" hissettim orada ben yine. Baktım, bizim Mimi de öyle, kendi evi gibi sanki kırk yıldır oralı.

    "Bunun adını neden Ada koymadın ?" diye sordu. "O bir Ada Kızı, adı da öyle olmalıydı"
    Çok düşündüğümü, ama bizim ailemizde bir başka Ada'mız olduğunu söylemedim..

    Yeni tanıştığı kişilere karşı çok soğuk ve yabani davranan Mimi, kısacık sürede sevdiği bu kadını merak etti " Anne Madam Afro neyimiz olur?" diye sordu..
    "Ben senin ada annanenim" dedi Bayan Afro.
    ......

    Bu güzel ikramları, hikaye ve tariflerini bir sonraki yazıma bırakıyorum.
    Not: Mimi doğumundan itibaren, bütün ısrarlarımıza karşın emzik vs hiçbir şey emmedi. Önce benim serçe parmağım, sonra ve hala da kendi başparmağı dışında.

    05 Ağustos 2007

    Köpoğlu



    Yaz geçmeden, patlıcan bitmeden bu meze tarifini yayınlasam iyi olur. Epeyidir ihmal etmişim yayınlamayı. Oysa tam mevsimi.

    Yazılışından tam emin değilim; Köpoğlu mu yoksa Köppoğlu mu bilemiyorum. Bu ismin neden konduğunu da. Ama bir şeyden çok eminim: Lezzetinden.

    (Kızartma olmasına rağmen, yerken hiç rahatsız etmeyen bir yemek bu. )

    Köpoğlu aslında bir meze, büyükçe bir kasede hazırlanıp, küçük tabaklara alınarak sunuluyor.
    Ben bu sefer değişik bir sunuş denedim, her tabak için ayrı ayrı hazırladım. Evet biraz daha uğraştırdı ama görünüm oldukça değişik oldu. Bu sunumla mezeden ziyade, bir ara yemek görüntüsü aldı.
    Her iki sunuşta da tek kural var: Asla karıştırmamak!

    (Yazıyı okuduktan sonra annem, "Nereden çıktı biber ve patlıcanı karıştırmamak? Onlar asıl karışınca güzel olur, hatta birlikte kızartılmalıdır!" dedi. Haklı tabii! ben yanlış hatırlamışım, karıştırılmaması gerekenler domates sosu ve de yoğurt. Özür diler düzeltirim:)


    Malzemeler:
    4-6 kişi için
    • 6 adet patlıcan
    • 8 adet çarliston biber
    • Kızartmak için sıvıyağ
    • 8 adet olgun domates
    • 1 tatlı kaşığı şeker
    • tuz
    • birkaç diş sarmısak
    • 4 su bardağı yoğurt

    Yapılışı:

    • Patlıcanları küçük küpler halinde, biberleri 1 cm kalınlığında doğrayın.
    • Kızgın yağda patlıcanları ve biberleri kızartın.
    • Fazla yağını alması için kağıt havlu üzerinde bekletin.
    • Kızarmış patlıcanve biberleri derince bir kaseye alın,
    • Domatesleri küçük küpler şeklinde doğrayın, ve bir sos tenceresinde bir tutam tuz ve şekerle iyice pişirin.
    • Domates sosunu sıcakken patlıcan ve biberlerin üzerine homojen bir şeklide yayın
    • En üste sarmısakla karıştırdığınız yoğurdu yayın.
    • İyice soğumasını bekleyip , buzdolabına kaldırın.
    • Soğuk servis yapın.
    Afiyet olsun

    Notlar:

    • Yukarıda fotoğrafladığım bu sunumda, malzemeleri aynı sırayla metal şekil kaplarına bölüştürdüm. Domates sosunu tabağın kenarına ilave ederek süsledim. Görüntü iyi oldu ama, malzemelerin daha çok kaynaştığı diğer hazırlama şeklinin lezzeti daha güzel oluyor.
    • Üstteki domates sosunun aşağıya doğru sızması ile müthiş bir lezzet oluşuyor.
    • Domates sosu ne kadar çok olursa lezzet o kadar güzel oluyor, domates sayısını arttırabilirsiniz.
    • En üstteki yoğurt katmanını dilerseniz biraz kırmızı pul biber ile süsleyebilirsiniz.
    • Bütün eklemeleri malzemeler sıcakken yapın.
    Not2:
    Mimi nin çiftlik maceraları başladı.. Sayfasında yayında.

    11 Temmuz 2007

    Somon Fümeli Krepler


    Bu aralar malum sıcaklardan dolayı fazla yemek yapamayanlardanım ben de.
    Bu yüzden de yeni tarifler denemek, şık sunumlarla uğraşmak, dahası, o sıcaktan pişmiş mutfakta vakit geçirmek hiç de içimden gelmiyor. Bir süre, önceden yapıp da yayınlamayı ertlediğim tariflerle idare edeceğim. Bunlardan biri de bu somonlu krepler.

    40 gün 40 gece şenlikleri
    sofrasında yer almışlardı hatırlarsanız.
    Bu tarif pek çok kişiye aşinadır aslında, çok bilinir ve yapılır. Ama o toplantıda aldığımız bir ortak karar vardı: Resmi çekilen sofradaki bütün yemeklerin tarifleri de yayınlanmalı, bloglarda tarifsiz hiç bir yemek resmi olmamalı.


    Krep hamuru:

    yaklaşık 8 adet krep için

    1. 4 adet yumurta
    2. 1 su bardağı un
    3. 1 tutam tuz
    4. 1 3/4 su bardağı süt
    5. 1 tatlı kaşığı şeker,
    İçi için:
    1. Labne peynir
    2. dereotu
    3. Füme somon dilimleri

    • Bütün krep malzemelerini birlikte çırpın ve buzdolabında yarım saat dinlendirin.
    • Çok az yağlanmış teflon tavaya kepçe yardımıyla dökün ve karışımın tavaya iyiyce yayılmasını sağlayın. (mümkün olduğunca ince krepler elde etmeye çalışın)
    • Üstünde kabarcıklar oluşmaya başlayınca ters çevirerek diğer tarafını pişirin.
    • Kreplerin üzerine ince bir tabaka labne peyniri sürüp, kıyılmış dereotu ilave edin ve somon dilimlerini yerleştirerek sıkıca sarın. (rulo yapılmış şekilde bir süre buzdolabında bekletirseniz sonuç daha güzel olur)
    • Ruloları 2cm lik parçalar elde edecek şekilde dilimleyin,
    • Dereotu ve kapari çiçekleriyle servis yapın
    Afiyet olsun.

    03 Haziran 2007

    Bir veda ve ızgara sebzeli tost

    Önce, Cuma günü gerçekleştirdiğimiz "Devletşah'a veda" buluşmasından söz edeyim: Aslında çok söz etmeyim de sözü Devletşah'a bırakayım en iyisi:) O çok güzel anlatmış, duygularımı Devletşah'ın sayfasında yazmak daha doğru geldi bana. Ne de olsa bu onun için yapılan bir toplantıydı. Katılan herkese orada geçirilen harika saatler için tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Buluşmaları sık sık tekrarlayalım lütfen..

    Lafı fazla uzatmadan tarife geçeyim, zira bu konuda çok uzuuun yazabilirim.

    Not: Mimi nin, sayfasında size bir sürprizi var:)

    Ben bu lezzetli tostun orijinalini Starbucks ta Veggie Delight ismiyle yedim. Şimdi gittiğimde bundan başka birşey yemiyorum artık.
    Malzemeleri o kadar basit ve tadı da o kadar muhteşem ki, ben bunu evde de yaparım dedim.
    Denedim. Sonuç aynı olmadı elbette, çünkü başta ekmek farklıydı. Ama bu şekliyle de bence lezzetli oldu. Bu yüzden paylaşmak istedim.

    (Malzemelere geçmeden önce belirtmeliyim ki, sebze ızgaralarını mutlaka döküm demir ızgara tavada, ya da elektrikli ızgarada yapın. Lezzet gerçekten farklı oluyor.
    Ben döküm demir tavamı, çok iyi bir fiyata Ankara daki Gift&Gourme House dan aldım.
    Diğer ürünleri genellikle biraz fiyatlı olsa da bu tava inanın ki diğer döküm markalara göre çok hesaplı.)
    Malzemeler:
    2 kişi için
    • 1 adet patlıcan
    • 1 adet kabak
    • 1 adet kırmızı dolmalık biber
    • 1 adet sarı dolmalık biber
    • Soya fasülyesi filizi
    • 2 adet sandöviç ekmeği (kepekli olursa daha lezzetli)
    • 1 top mozarella peyniri
    • 2 kaşık zeytinyağı
    • tuz
    • kekik

    Yapılışı

    Döküm tavayı iyice ısıtın (yağlamayın)
    Boyuna incecik (3-4 mm) dilimlediğiniz sebzeleri fırça yardımı ile yağlayın (iki tarafını da)
    Üzerlerine azıcık kekik ve tuz serpip tavaya yerleştirin.
    Pişince tavadan alıp, tost makinasında(ya da mikrodalgada) ısıttığınız ekmeğin arasına koyun.
    Soya fasülyelerini ve ince dilimlediğiniz birkaç dilim mozarella peynirini de yerleştirip servis yapın.
    Hepsi bu.. Hafif ve lezzetli.
    Afiyet olsun.

    14 Mayıs 2007

    Yufkalı Çilek mi??


    Bilmiyorum daha önce bahsettim mi? Evde tatlı, pasta, çörek vs fazla bulundurmamaya çalışıyorum. Aslında yapmaktan çok fazla keyif alıyorum, Mimi de çok seviyor..
    Tabi bir heves yapılıyor, sonra büyük bir kısmını anne-baba mideye indiriyor ki; anne-babanın böyle şeylere hiç ihtiyacı yok!

    Bu yüzden heveslenip de yaptığım şeyleri Mimi nin okuluna göndermeye başladım.
    Hem ben mutlu olurum hem onlar diye düşündüm. Balkabaklı muffinler, pancakeler, vs.
    Ufak ufak olunca yemeleri kolay olur diyerek, minik minik şeyler seçtim. Onlara uygun güzel bir kutuyla gönderdim.

    Öğretmeni anlattı: Yiyecekler, arkadaşları tarafından çok beğeniliyormuş. Bu da bizimkinin havalara girmesine sebep olmuş. Kutuyu açıp, arkadaşlarına göstere göstere önce kendi birgüzel yiyor, milletin ağzının suyunu akıttıktan sonra da ikram ediyormuş. Beğenilirse de böbürleniyormuş; "Annem yaptı" diye.

    Şimdi alıştı, beslenme saatinde hemen ikram ediyormuş. Paylaşma konusunda hala sıkıntıları olan Mimi için iyi bir aşama diye düşündüm. Gururlanması da cabası:)

    Geçenlerde yine birşeyler istedi. Evde çilek vardı, tart yaparmıyım diye düşündüm?
    Hamur yoğurma işini çok sevmem, üşendim.
    Baktım dolapta iki yufka, aklıma bir fikir geldi..

    Yufkaları, aralarına fırçayla zeytinyağı sürüp, vanilyalı pudra şeker serpip, üst üste koydum.
    Metal kalıpla yufkadan yuvarlaklar kestim. (26 adet çıktı)
    Küçük muffin kaplarına yufkaları yerleştirdim (tart hamuru gibi)
    Fırında 15 dakika (kızarana kadar) pişirdim.
    Bu arada vanilyalı muhallebi yaptım.
    Muhallebi ve yufkalar soğuyunca, muhallebileri yufka kaplarına bölüştürdüm.
    Küçük paket dr oetker tart jölesi hazırladım.
    Çilekleri jöleye batırıp, minik tartların üzerine yerlestirdim. (bir tanesini kaçırıp, tadına baktım: OO çok lezzetliydi, ve çıtır çıtır)
    Nane yapraklarıyle süsledim. Güzel bir kutuya yerleştirip buzdolabına koydum.

    Hoşuma gitti doğrusu:)
    Bakalım bizim prof ne diyecek:))


    Diye noktaladım yazımı. Ertesi sabah okula götürmesi için dolaptan çıkartıp, kutuyu Mimi ye verdim. İçimden birşey dürttü, "kapağı açıp bir kontrol edeyim "dedim..

    Nı nı nıı nııı!!!!
    Yamuk yumuk birsürü şey birbirine geçmiş bir halde bana bakıyordu:(((

    Hiç aklıma gelmedi ki, bunları hemen tüketmek lazım, yoksa yufka ıslanıp hamurlaşır. Millet boşuna değil, uğraşıp bunları tart hamuru ile yapıyor..
    Yine de acil durumlar için lezzetli bir kurtarıcı sayılabilir, tabi hemen servis yapmak kaydıyla:)

    28 Şubat 2007

    Guacamole- Avokadonun en lezzetli hali

    Boyalı, kimyasallı pastadan sonra sağlıklı bir tarif vermek istedim: Guacamole=Avokado dip sosu ya da avokado salatası.
    Avokado nun ne kadar sağlıklı bir besin olduğunu biliyoruz. Artık ülkemizde de yetiştiriliyor ve bolca bulunuyor. Ama benim bildiğim kadarıyla tüketimi çok yaygın değil. (umarım yanlış biliyorumdur)

    Bebekken Mimi ye zeytinyağı ve limonla karıştırdığım avokado püresini yedirebiliyordum ama artık bu pek mümkün değil. O yüzden de (sushileri saymazsak) avokadonun benim bildiğim en lezzetli hali olan Guacamole şeklinde sunuyorum. Şimdilik (daha ziyade cipslerin hatırına) severek yiyor.
    Guacamole bir Meksika mutfağı klasiği. Dip sos olarak ya da et yemeklerinin yanında garnitür şeklinde sunuluyor.
    Mutlaka denemenizi öneririm, harika bir lezzet, üstelik çok ama çok pratik. Bugüne kadar pek çok blogda tarifi verildi sanırım. Bu da benim tarifim olsun. Buradaki linkte ise çok değişik ve farklı lezzetli Guacamole tarifleri bulabilirsiniz, hepsi de denemeye değer bence. Avokado yu sevgili Tijen, sayfasında çok güzel tanıtmış ben birşey eklemeyeceğim.
    Malzemeler
    4-6 kişilik
    • 2 adet olgun avokado
    • 1 adet kuru soğan
    • 1 adet kırmızı dolma biber
    • 1/4 demet maydanoz
    • 1/2 limonun suyu
    • 1 çay kaşığı (bizim çay kaşıkla) tuz
    • taze çekilmiş karabiber
    • 1 adet büyük domates (ya da 2 küçük)
    • 2 adet jalapeno biberi ya da bir kaç damla acısso (Bizde Mimi faktörü var diye bunları koymadım)
    • Mısır cipsi.

    Yapılışı

    Avokadoları boydan keserek ikiye ayırın.
    Ortadaki çekirdeği kaşık yardımı ile çıkartın.
    Yine kaşıkla, avokadonun etli kısmını kabuktan ayırın.
    Bir çatal yardımıyla ezerek püre haline getirin.
    Çok ince doğradığınız soğanı ve maydonozu ekleyin.
    Yine küçük küçük kestiğiniz biberleri, tuz ve karabiberi, en son da limonu (kullanıyorsanız acı sosu) ilave edin, iyice karıştırın.
    Çekirdeklerini çıkarttığınız ve küp küp doğradığınız domatesleri en sona bırakın. Onları servisten hemen önce ekleyin ki Guacamole yi sulandırmasınlar.
    Mısır cipsi eşliğinde servis yapın.
    Afiyet olsun.
    Not: Arkada görünen yapraklar, balkonumuzdaki limon ağacına ait olup, resimdeki ve guacamole yapımında kullanılan yarım limon da bu ağacın mahsulüdür. Gururla belirtiriz..:)

    26 Eylül 2006

    DOMATES KONSERVESİ


    22. Eylül Cuma

    Bugün domates konservesi yaptım. Öyle diyorlar, “konserve”. Aslında domates suyu ile salça arası bir şey. Kızım olmadan önce her şeyi hazır alır, boşuna yer kapladıklarını düşündüğümden bütün boş kavanozları atardım. Günlerdir deli gibi kavanoz toparlamaya çalışıyorum!
    Yardımcımla birlikte yarım günde hallettik her şeyi, kolaymış. Yeter ki yeteri kadar boş kavanoz olsun 

    DOMATES KONSERVESİ

    • Pazardan 20 kilo domates aldım (galiba biraz abarttım).
    • İyice yıkadıktan sonra ortadan ikiye kesip, rendeledim, kabuklarını attım. (İtiraf ediyorum; biraz uzun sürdü ve yorucuydu). Kabuklarıyla yapılırsa robottan geçirerek çok daha kolay oluyor.
    • Püre haline gelmiş bu domatesleri ½ saat çelik tencerede kaynattım,
    • içine biraz zeytin yağı, biraz tuz attım.
    Biriktirdiğim kavanozları kapaklarıyla birlikte bulaşık makinasında yüksek ısıda yıkadım. Bu çok önemliymiş, kavanozlar ve kapakları steril ve tamamen kuru olacak.
    • Kaynar haldeki domatesler hiç hava boşluğu kalmayacak şekilde kavanozlara bölüştürüp, kapaklar sıkıca kapatılacak,
    • Kavanozlar ters çevrilip 1 gün boyunca kendi hallerinde soğumaya bırakılacak
    Not: Bu karışımın yeşil biber ilave edilerek yapılanını da görmüştüm. Benim tercihim koymamak oldu.